Dorantes konseri ardindan…

 

16 nisan akşamı rastgele maillerime bakarken , Flamenko.org’tan gelen davetiye kazandınız maili ile ”Free Jazz Flamenko” adlı gösteriye gitmeye karar verdim. Gösterinin tanıtımını daha önce görmüş olmama rağmen , klasik flamenkodan uzak herhangi yeni bir şey hoşuma gitmez diye düşünüyordum. Benim için hep böyledir , kıymetli olan herhangi bir şeyin yeni hali beni hep uzak kılmıştır yeniden, bendeki klasiğin formunu yıkacak diye. Tiyatroda da böyledir benim için , Shakespeare’in oyunlarının ”modernize ettik” sözü altında yapılan hiçbir rejisi ilgimi çekmemiştir. Çünkü modernize etmek için klasiğin formunu sarsmak , var olana haksızlık gibi geliyor. Bunu kaldıran sanat dalları var tabi ,bir yandan da ”Yeni” olana açık olmak önemli eğer sanatın bir ucundan tuttuysanız…

Bu gösteri ondan düşündürmüştü beni…17 nisan akşamı gösteriye gittiğimde heyecanlı bekleyiş başladı çünkü daha önce Grilo’yu izleme fırsatı bulamamıştım. Önce Dorantes çıktı sahneye , Dorantes çocukluğunda flamenko gitarcısı olmayı hayal eden bir müziyenmiş , daha sonra piyano hayranı olmuş ve Sevil Müzik Konservatuarı’nda piyano okumuş. Solo muhteşemdi. Ardından Renaud Garcia-Fons , kontrbas üstadı…Birçok müzisyenle çalışmış olan Garica-Fons’un , Türkiyeden de Kudsi Ergüner ile çalışmışlığı var. Son olarak da Theodosii Spassov. Onun da solosu görülmeye değerdi , herhalde bir kavaldan en fazla o kadar değişik ses çıkarılabilirdi , ve bu performans devam ederken bir yandan da saniyelik aralar vererek melodiye uygun vokal yapıyordu.

Sonra ışıklar değişti ve Grilo sahnedeydi…İşin içine dans girdiğinde benim için artık daha anlamlıydı izlediğim performans , kulaklarım gitar sesini aramadı değil , ancak Dorantes ve Grilo o müziğin köşelerini bize öyle bir verdiler ki , büyük bir keyifle izleyebildim. Flamenko garip bir müzik , bir hayat tarzı…Aslında bir şeyi ona uydurmak gerekmiyor , sanki o köşelerine rağmen bir yerden illa ki yakalıyor duyguyu…Klasik flamenkonun tadını hiçbir değişimde bulamayacağım kesin olsa da , çok önyargılı bakmadan yenilikleri izlemeliymişim dedim kendime…Şimdi sırada bir yeni daha var 3 Mayıs ”İndialucia”  flamenko ve klasik Hint müziğini bir araya getiren farklı bir proje…iyi seyirler…:)

Meltem Yilmazkaya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir