Sevil Yolcusu Kalmasın!

Tahmin ediyorum flamenko aşkıyla yanıp tutuşan bizlerin en büyük hayallerinden birisi Endülüs’ün başkenti Sevil’e gidip dersler almak, gösteriler izlemek, flamenko alemini yerinde görmek ve hatta belki de oraya yerleşmek. Size her hafta bir bölümünü sunacağım bu yazının bu konuda iyi bir çıkış noktası olmasını, yolunuzu aydınlatmasını ümit ediyorum.

Belki bazılarınız “neden İspanya’ya gitmek gereksin ki?” ya da, “neden başka şehir değil de Sevil?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Bildiğiniz gibi flamenko, belirli bir ülkenin (İspanya) belirli bir bölgesinde (Endülüs) ortaya çıkmış, yöresel bir sanat. Hatta sanatın da ötesinde, bir yaşam tarzı. Dolayısıyla flamenko sanatıyla ciddi olarak ilgilenen, özellikle de meslek olarak edinmek, ders vermek isteyenlerinizin muhakkak flamenkoyu “beşiğinde” görmeniz, yaşamanız gerekir diye düşünüyorum. Sevil’de yiyeceğiniz bir tapastan alacağınız lezzet, yaşlı bir amcanın bakışlarında göreceğiniz hüzün, ya da bir teyzenin konuşma tarzındaki fevrilik sizi, Türkiye’de bir yıl boyunca öğreneceğiniz bir koreografiden çok daha fazla flamenkoya yaklaştırabilir.
Tabii ki flamenko sadece Endülüs’te değil, Madrid ve Barcelona gibi kuzey şehirlerinde de mevcut. Ancak Sevil küçük bir şehir olması, Endülüs kültürünü en iyi yaşayabileceğiniz şehirlerden birisi olması, pek çok iyi flamenko dansçısının orada yaşıyor ve ders veriyor olmasından dolayı bence birinci seçeneğiniz olmalı.

Vize:
Yurtdışına seyahat dediğimizde “işe başlamak” için ilk adım vize almak oluyor. İspanya’ya giriş için “schengen” (şengen) vizesi almak gerekiyor. Yeşil veya diplomatik pasaportunuz var ise, İspanya’ya vizesiz giriş yapabiliyorsunuz. Ancak ülkelerarası diplomasi kuralları değişikliğe uğrayabildiği için önce İspanya Konsolosluğu’ndan bilgi almanızda fayda var.
İspanya seyahatinizi, özellikle de ilk kez gidiyorsanız üç ay veya daha kısa süreli planlamanızı tavsiye ediyorum. Çünkü, üç aya kadar kalışlarınızda turistik vizeyle (C tipi) giriş yapıyorsunuz ve göreceli olarak bu vizeyi almanız çok daha kolay.
Üç aydan daha uzun bir kalış planlıyorsanız işler biraz daha zorlaşıyor. Çünkü bu durumda ya öğrenci vizesi, ya çalışma vizesi, ya da görevli vizesi gibi diğer tipteki vizelerden birisine başvurmanız gerekiyor. Öğrenci vizesi için süresi altı ay veya daha uzun, haftada 16 veya daha fazla saat ders alıyor olacağınız, ve Türkiye’deki İspanya Konsolosluğu’nun “ciddi bir eğitim kurumu” olarak kabul ettiği bir okula kaydolmanız gerekiyor. Ayrıca gitmek istediğiniz okula kayıt ücretini yatırmış olmanız ve okuldan ders saatlerini ve eğitim süresini belirten bir yazı almanız gerekiyor.
Demek istediğim, Sevil veya başka bir şehirde uzun süreli (üç aydan uzun) kalmak istiyorsanız ilk önce turistik vizeyle gidin, kalabiliyorsanız üç ay kalın ve uzun süreli kalışınız için araştırma yapın. Tecrübeme göre bu konularda acele edenler daha uzun, sabırlı olanlar daha kısa sürede amaçlarına ulaşıyorlar. Dolayısıyla mantıklı bir plan yapıp adım adım uygulamak en uygunu.

Dil:
Bildiğiniz gibi İspanya’da ispanyolca (castellana) konuşuluyor (yerel diller hariç). Endülüs Bölgesi’nde ise castellana’nın “l, s, z ve d” harflerinin, ve pek çok kez de kelime sonlarının yutulduğu bir “versiyonu” konuşuluyor. Ancak en önemlisi, çok ama çok az kişi yabancı bir dil biliyor. Bu ve pek çok başka konuda Sevil’i bir anadolu kasabasına benzetebiliriz aslında ;). Dolayısıyla İspanya seyahatiniz öncesi biraz dahi olsa ispanyolca öğrenmenizi hararetle tavsiye ediyorum. Kendinizi pek çok sıkıntıdan, zaman ve para kaybından korumuş olursunuz.

Uçak bileti:
Vize hazırlığıyla beraber yapmamız gereken bir diğer önemli hazırlık da uçak biletini almak. Şimdilik Türkiye’nin herhangi bir şehriyle Sevil arasında direkt, tarifeli uçuş yok. Bu nedenle ya Madrid veya Malaga’dan otobüs veya tren, ya da Barcelona’dan bağlantılı uçuşla Sevil’e ulaşmanız gerekiyor. Eğer uygun fiyatlı bir uçuş bulabilirseniz en kolayı Madrid veya Barcelona’dan aktarma ile Sevil’e uçak ile varmak. Yok Madrid’e uygun bir bilet bulursanız Madrid’den ya hızlı tren (AVE) ya da otobüs (Socibus firması) ile Sevil’e gelmeniz gerekiyor. Hızlı tren 2,5 saat sürüyor, çok konforlu, ancak oldukça pahalı. Bu seçeneği eşyanız çoksa tercih edebilirsiniz. Şu da kesinlike aklınızda olsun, AVE’den biletinizi alırken uluslararası uçak biletinizi görevliye gösterirseniz %20 veya 25 indirim alıyorsunuz. Ayrıca gidiş-dönüş bileti alırsanız % 10, veya internet üzerinden, seyahatinizden en az iki hafta önce tren biletinizi alırsanız da % 40’a kadar indirimli bilet alabiliyorsunuz. Tüm bu bilgilerin güncellenmiş hallerini www.renfe.es sayfasında okuyabilirsiniz (Renfe bizdeki TCDD’ye denk geliyor)
Madrid-Sevil arasını otobüsle arşınlamak isterseniz Madrid’deki güney otobüs garından Socibus firmasının otobüslerine bilet alabilirsiniz (başka firma var mı bilemiyorum). Madrid-Sevil arası yaklaşık olarak İstanbul-Ankara arası kadar. Otobüs yolculuğu bir mola dahil 5,5 saat sürüyor. Bilet fiyatı gayet uygun (25 avro kadar), gidiş dönüş alınca gene indirimli alabiliyorsunuz biletinizi.

Kalacak yer:
Vize ve uçak biletimizi ayarladıktan sonra bir sonraki adım kalacak yer ayarlamak oluyor. Sevil’liler için dünyanın dört bir yanından gelen flamenko öğrencilerine oda kiralamak çok tanıdık birşey. Özellikle kısa süreli kalışlarda ev kiralamak hemen hemen mümkün olmuyor, çünkü hem ödeyeceğiniz kaporaya değmiyor, hem de ev sahipleri hiç tanımadıkları bir yabancıya kefil olmadan ev kiralamak istemiyorlar. Bu nedenle en uygun seçenek oda kiralamak oluyor. Bunu Türkiye’deyken yapmanın en uygun yolu internet üzerinden araştırmak. Eğer odayı ve ev arkadaşlarımı görmeden bir yer tutmak istemiyorum diyorsanız bir-iki gün bir otelde kalıp seçenekleri görebilirsiniz.
Sevil sokaklarında, telefon kabinlerinde, veya cafelerde oda ilanları bulabilirsiniz. Bunun dışında haftalık olarak basılan “Cambalache” isimli gazeteye bir göz atabilirsiniz. Ya da “Pabellón de Uruguay”a gidip (Parque Maria Luisa’nın çok yakınında) oda kiralamak istediğinizi söyleyebilir ve ilanları görebilirsiniz.

Bizim ülkemizde olduğu gibi Endülüs’te de insanlar tanıdıkları, bildikleri kişilere daha fazla güveniyor ve kapılarını açıyorlar. Bu nedenle her bir Sevil seyahatinizde edindiğiniz arkadaşlarınızla bağlantıda kalırsanız size bir sonraki gelişinizde kolaylık sağlayacaklardır.

Bu haftalık Sevil seyahat planımızı burada noktalıyoruz. Önümüzdeki hafta sizlere aynı konuda yeni bilgiler vermeye devam edeceğim.
Flamenko ve hayat aşkımızın üstü örtülmesin! Sevgiler!

Not: Yazıda Sevilla yerine özellikle Sevil kelimesini kullandım, çünkü Sevilla’nın türkçe söylenişi bu. Mozart’ın “Sevil Berberi”nde olduğu gibi! Sevelim sevilelim! :)

Renfe

www.renfe.com

PAGINAS OFICIALES DE RENFE, HORARIOS, RESERVA, VENTA, BILLETES,

Merhaba çok sevgili flamenkosever arkadaşlarım. Bu haftaki blog yazımda sizlere Sevil rehberinin ikinci bölümünü sunuyorum.

Ne zaman gitmeli?
Öncelikle ne zaman gitmemeli, ona bir göz atalım:
Malum olduğu üzere Hıristiyanlar için noel (ispanyolcası La Navidad) en önemli tatil ve çoğu kişi ailesiyle buluşuyor. Bu nedenle Sevil’de de tüm kurslar ve okullar, içine 24, 25 ve 31 aralık ve 1 ocağı alacak şekilde kapanıyorlar. Noel tatili genellikle iki hafta oluyor. Ancak İspanya’da diğer Avrupa ülkelerinde uygulanmayan bir bayram daha var: “Los Tres Reyes” (Üç Krallar). Bu bayram da 5 ocak akşamı bir geçit töreniyle başlıyor, ertesi günü de resmi tatil kabul ediliyor. Daha çok çocuklara yönelik bu bayramda İspanyollar hediyeleri bu tarihte veriyorlar.
Sevil’de noel bayramıyla beraber üç krallar bayramı birleştiriliyor. Dolayısıyla aralık ayının ortasından ocak ayının 7’sine kadarki dönem Sevil’e gitmek için seçebileceğiniz en kötü dönem.

İkinci kötü dönem de ağustos ayı. Bu ay tüm Sevilliler için deniz kenarına gitmek ve tatil yapmak anlamına geliyor. Bütün flamenko okulları kapalı oluyor. Hatta bazı dükkanlar ve cafeler bile kapanıyor. Bir tek Jerez’de (Sevil’e trenle bir saat kadar mesafede) ağustos ayının ilk iki haftası kurslar oluyor. Ama bu kurslara gelen öğrencilerin seviyesi Sevil’dekilere göre daha düşük oluyor. Çoğunlukla ülkesinde flamenkoyu hobi olarak yapıp işinden ancak ağustos ayında izin alabilmiş kişiler katılıyor, aklınızda bulunsun.

Üçüncü kötü dönem ise “Semana Santa” zamanı. Bu da, bizim Paskalya dediğimiz, dini bir bayram. Özellikle Sevil’de çok ama çok önem verilen ve şehri çok büyük ölçüde etkileyen, bir haftalık bir tatil. Semana Santa zamanı bırakın flamenko dersi almayı, sokaklarda bile yürüyemiyorsunuz. İspanyolcada “processión” denen, türkçeye “dini alay” veya “dini geçit” olarak çevirebileceğim geçitler şehrin sokaklarını 7 gün boyunca tabir yerindeyse istila ediyor. Yaşadığı sokakta geçit olduğu günler insanlar kalabalıktan dolayı evlerine bile giremiyor ve başka yerlerde kalıyorlar. Abarttığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!
Semana Santa’nın tarihi bizdeki dini bayramlardakine benzer şekilde her sene farklı oluyor. Ama mutlaka mart ayı ortası ile nisan sonu aralığında oluyor. Bu hafta boyunca da flamenko okulları kapalı oluyor.
Semana Santa (Kutsal Hafta)’dan iki hafta sonra da Feria de Abril (veya Feria de Sevilla) başlıyor. Feriayı da türkçeye panayır diye çevirmeyi uygun görüyorum, çünkü tam bir panayır! :)
Feria da bir hafta boyunca sürüyor (aslında 6 gün, ama resmi açılış olan pazartesi gecesi öncesinde açtıkları için 7 gün oluyor). Feria zamanında ilk üç gün dersler “düşe kalka” yapılıyor, ama perşembe ve cuma günleri resmi tatil olduğu için okullar gene kapanıyor.
Bir yandan Semana Santa ve Feria zamanı Sevil’e ders almak için gidilmesi uygun olmayan zamanlar ise de, kültürü tanımak için aslında en iyi zamanlar. Dolayısıyla, eğer senede bir hafta izniniz var ve flamenko dersi almaya gitmek istiyorsanız bu iki haftaya denk getirmeyin seyahatinizi. Yok eğer Sevil’e yılda birkaç kere gitme imkanınız olabiliyorsa, veya uygun fiyatlı bir tur bulduysanız Semana Santa ve Feria görmeye değer.
Sevil’lilerin ne kadar geleneklerine bağlı olduklarını ve bir kısmının ne kadar fanatik dindar olduğunu, toplumda eğlenmenin, yeme içmenin ne kadar önemli bir yeri olduğunu göreceksiniz. Ayrıca Feria’da sevillanas kurtlarınızı neredeyse 24 saat dökebilirsiniz. Feriaya ilerdeki bloglarda daha detaylı olarak değineceğim.

Ders almak için ne zaman gitmek iyi olur konusuna gelince, Sevil Bienali (Bienal de Sevilla) ve Jerez Festivali (Festival de Jerez) zamanı en uygun dönemler. Jerez Cádiz şehrine bağlı olsada bu festivali eklemeden geçemedim 😉

İlk olarak Bienale bir bakalim: Adından da anlaşılacağı üzere bi-enal, yani iki yılda bir düzenlenen demek. Sevil Bienali her çift sayıdaki yılın (2012, 2014, vs.) eylül ayı boyunca ve ekim başında yapılıyor. Krizden midir, yoksa yönetimin değişmiş olmasından mıdır bilemiyorum, bu seneki bienalin süresi 4 haftadan 3 haftaya indi. Ama gene de içeriği çok zengin.
Bienal süresince Sevil’in belli başlı tiyatrolarında (Teatro de La Maestranza, Teatro Lope de Vega, Teatro Central, Teatro Alameda) ve daha küçük çaplı sahnelerde her akşam bir veya iki flamenko gösterisi/konseri oluyor. Ayrıca fotoğraf ve resim sergileri, az tanınan sanatçılara imkan vermek amacıyla peñalarda veya cafelerde gösteriler de oluyor. Hemen hemen tüm okullar da bienale özel, daha kısa süreli (1 veya 2 hafta) workshoplar düzenliyorlar.

Programınızı yaparken şunlara dikkat edin derim:
– bienal programı genellikle aynı senenin mart ayında açıklanır (bu sene çok geç açıklandığına bakmayın, ara ara web sayfasıwww.labienal.com‘da takip edin). Bienal için kelimenin tam anlamıyla dünyanın dört bir yanından meraklılar geldiği ve programlarını çok önceden yaptıkları için biletler çok çabuk tükeniyor. Biletlerinizi Sevil’e gelmeden çok önce almanız gerekiyor. Bunu da internet yoluyla yapacaksınız.
– bence ilk olarak bienal programına bir bakın, en çok hangi sanatçıları izlemek istiyorsanız onların gösteri tarihine göre gidiş tarihlerinizi ayarlayın.
– bienali izlemeye gelen yabancı sayısı gitgide artıyor, dolayısıyla programınızı ne kadar erken belirlerseniz o kadar dışarda kalma ihtimalinizi azaltmış olursunuz.
– tarihlerinizi belirler belirlemez de katılmak istediğiniz kursları belirleyin. Eğer sizden belirli bir kayıt ücreti almak istiyorlarsa bunu anlayışla karşılayın, bu uygulamayı hemen hemen bütün kurslar yapıyor.
– kimlerden ders almalı, hocaları nasıl seçmeli konusuna bir sonraki blog yazımda değineceğim.

İspanya’ya gitmek için diğer güzel seçenek de Jerez Festivali zamanı. Jerez’in avantajı festivalin her yıl yapılıyor olması ve de bunaltıcı sıcakların geçmiş olması. Bu festival de her zaman şubat ayının son, mart ayının ilk haftasını içine alacak şekilde, iki hafta boyunca yapılıyor. Sevil Bienali’ne benziyor, burada da her akşam flamenko dünyasının belli başlı isimleri yeni gösterilerini, yeni Cd’lerinin tanıtım konserlerini, vs Jerez’in ana tiyatrosu “Teatro Villamarta”da veya daha küçük çaplı mekanlarda sunuyorlar. Bu festival süresince de kurslar oluyor. Bu kursları festival kendisi organize ettiği için daha düzenli oluyor. Jerez Festivali’nin programı da birönceki senenin eylül-ekim ayı gibi açıklanıyor. Biletler de, kurs kontenjanları da çabuk dolduğu için gene çabuk karar verip programınızı ona göreyapmanızda yarar var.
Festivalin sayfası : www.festivaldejerez.es

Eğer festivaller zamanı değil de herhangi bir zamanda Sevil’e gitmek istiyorsanız eylül ve ocak ayları tatil sonrasına geldiği için “yeni ve taze bir başlangıç” yapmak için uygun dönemler. Bir de aklınızda olsun, hocaların hemen hemen tamamı derslerini ayda bir koreografi öğretecek şekilde ayarlıyor ve koreografiler ay başında başlıyor. Dolayısıyla ay başında giderseniz koreografilerin başlangıcını yakalamış olursunuz. Dersler çoğunlukla hafta içi hergün bir saatten haftada 5 saat olarak yapılıyor.

Endülüs’ün ilkimi Güneydoğu Anadolu iklimine çok benziyor, yani haziran-eylül arası çok sıcak. Ancak her ne kadar yazlar sıcak oluyorsa da bence kış ayları Sevil’de olmak için daha zor aylar. Sevil’i her ne kadar çok soğuk olmuyor diye biliyorsak da, aralık ve ocak aylarında ısı genelde 7 derce civarında oluyor ve 0 dereceye kadar düşebiliyor. Sevil’deki evlerin %90’ında ısıtma sisteminin olmadığını, evlerin mümkün olduğunca az güneş alacak şekilde inşa edilmiş olduğunu ve pencerelerin soğuk geçirdiğini hesaba katarsak kışın Sevil’de İstanbul’dakinden daha fazla üşüyeceğinizi garanti ederim. Genelde her evde bir, iki adet elektrikli veya gazlı ısıtıcı oluyor. Odanızı kışın kiralamadan önce sadece sizin odanıza ait bir ısıtıcı olup olmadığını kontrol edin. Kışın aman gitmeyin demek istemiyorum, ama soğuğa hazırlıklı olun. Sadece kalacağınız ev değil, ders alacağınız mekanlar da soğuk olacak. Dolayısıyla yanınıza yün kazaklar, dersler için yün tozluklar, kalın tişörtler, vs alın.

Çok sevgili, “flamenkoyuçoksever” arkadaşlarım, bu blog yazımın da flamenko yolunuzun karanlık bölgelerine ışık tutmasını ümit ediyor, gelecek pazar günü üçüncü bölümde görüşmek üzere diyorum. Hasta luego!

la Bienal de Flamenco de Sevilla – Edición 17 – del 03 al 30 de septiembre de 2012

www.labienal.com

El acontecimiento internacional más importante relacionado con el Flamenco. Programación completa del festival, venta
Merhaba sevgili Sevil sever flamenkosever arkadaşlarım! Bu haftaki blog yazımda Sevil rehberine devam ediyorum. Hepinize şimdiden iyi yolculuklar!Bu hafta, İspanya’da ders ayarlarken belki de en çok kafamızı karıştıran konuya değineceğim: kimlerden ders almalı? Bu hem biraz karmaşık, hem de çok önemli bir konu olduğu için detaylı olarak anlatacağım.

Önce sizlerle ben nasıl bir mantık yürüterek hocalarımı seçtim, onu anlatmak istiyorum. Böylelikle siz de benim seçtiğim yolun olumlu ve olumsuz yanlarını görüp kendi seçimlerinizi ona göre yapabilirsiniz.
Mükemmeliyetçiliğimin bana “armağanı” olan hata yapma korkumdan olsa gerek, flamenko öğrenmeye başladığım yıllarda hep “doğru”, “öz” flamenkoyu aramam gerektiğine inandım. Bu da bana göre öncelikle temel olanı, yani “eski”, yani geleneksel olanı öğrenmekti. Bence hangi konu olursa olsun, eğer çıkış noktasını iyi kavrarsam sonra yeni bilgileri daha iyi anlayabilirim diye düşünüyordum. İnşaat mühendisi olmanın da etkisiyle inşa etmeye önce temeli kazarak başlamak gerektiğine inanıyordum, halen de buna inanıyorum..
Zaten o dönemde modern çizgilere burun kıvırıyor, flamenkoya ihanet, hatta bazen de hakaret olarak görüyordum. Peki, o zaman neydi bu öz? Bu öz “puro flamenco” yani çingenelerin yaptığı tarzdı. Puro, yani saf, içine başka birşey katılmamış anlamına geliyor malum. Dolayısıyla ben de Sevil’e gittiğim ilk dönemlerde hep çingene üstadlardan ders aldım.

Kimler peki bu “puro” sanatçılar?
Örneğin (halen Sevil’de düzenli ders veren veya zaman zaman workshop düzenleyenler), Juana Amaya, Carmelilla Montoya, Carmen Ledesma, Concha Vargas, Juan de Los Reyes ve kızı Saray de Los Reyes, Angelita Vargas, Los Farrucos (Farru, Farruquito, La Farruca, La Faraona), El Torombo, El Oruco (José Manuel Ramos).

Peki nerede ders verirler?
– Juana Amaya :
Juana Amaya, puro flamenko içinde, gergin kullandığı dizleri ve kolları ile, inanılmaz müzikalitedeki ve çok hızlı ayak tekniğiyle “kendi tarzını yaratmış” bir sanatçı. Ben eğitmenliğinden çok memnun kaldım. Juana’nın inanılmaz bir kulağı var. Şöyle ki, bir gün derste “Asime ayakkabının bir çivisi biraz dışarda” diyerek bana bir çekiç uzatmıştı. :)
Sevil’de karşılaşacağınız pek çok derste olduğu gib Juana da koreografiyi çok hızlı öğretir. Bu ilk kez Sevil’de ders alan birisi için başlangıçta korkutucu da olsa kısa bir süre sonra bir bakıyorsunuz ki ayaklarınız kendiliğinden adımları yapıveriyor bile. Benim için Juana’nın dersleri hızlı öğrenmeyi öğrenme dersleri oldu aynı zamanda. Derslerin bir başka iyi yanı da, hani abartmış olmayayım, bazen 8-10 gitaristin eşlik ediyor olması :). Tahminimce Juana’nın kulağının çok iyi olması, yarattığı adımların melodilerinin gitaristlere de ilginç gelmesi eşlik etmeyi öğrenmek isteyen pek çok gitaristi kendine çekiyor. Juana ayrıca gerçekten çok şefkatli ve iyi de bir insan. Dersleri genelde iki bloktan oluşuyor; birincisi orta seviye koreografi, ikincisi ileri seviye koreografi. Her ikisi de birer buçuk saat oluyor.
Geçen aylarda, benim ders aldığım stüdyodan taşındığını duydum, ama aynı sokaktaymış yeni stüdyosu da. İnternetten bulduğum adres şöyle:
C/Alejo Fernandez,6 (bulunduğu bölgenin adı Puerta de la Carne)
Yeri bulamazsanız sokaktaki cafedekilere sorun, size stüdyoyu gösterirler 😉
Fiyatı eskiden aylık 180 avroydu, şu anda da aşağı yukarı bu kadardır diye tahmin ediyorum.

– Juan de Los Reyes ve kızı Saray de Los Reyes :
Bundan birkaç yıl önce Sevil’in merkezinde, Plaza San Marcos’un çok yakınında, c/Castellar’a bir stüdyo kompleksi kuruldu. Bu sokakta 52 numaradaki binanın içinde bazı flamenko dansçıları ve tiyatrocular ders veriyor ve prova yapıyorlar. Hatta ben de 3 arkadaşımla beraber garajdan bozma bir stüdyo kiralamıştım orada :)
Juan de Los Reyes’in stüdyosu da burada, soldan ya bir, ya da ikinci kapı. Juan genelde teknik (ayak ve dönüş tekniği), kızı Saray da koreografi dersi veriyor.

– El Torombo:
Bu büyük üstadı, onun ders anlatışını yazıya dökmek gerçekten çok zor. Hani derler ya, “yaşamak lazım”, öyle birşey. Torombo da benim ilk ders aldığım hocalarımdan birisi oldu. O zamanlar gene de çok iyidi, ama git gide iyice “coştu” :) Derslerini o kadar büyük bir aşkla anlatıyor, ve öyle güzel benzetmeler yapıyor ki, bir yandan gözleriniz yaşarıyor, bir yandan da kıkır kıkır gülüyorsunuz. Ancak Torombo derslerde çok konuşur, yani pek çok şeyi sözel olarak anlatır, bu nedenle ondan ders alacaksanız ispanyolcaya, daha doğrusu “en’ülücce”ye (endülüs aksanıyla endülüsçe diye bir kelime söyleseydik, böyle söylerdik) hakim olmanız faydanıza olur. Aksi takdirde anlattıklarını anlayamayabilir, ve daha kötüsü yanlış anlayabilirsiniz.
El Torombo, bir anlamda c/castellar’da açılan stüdyo topluluğunun ilk örneği diyebileceğim, Plaza Pelicano’daki stüdyo kompleksinin içinde, sağdan ikinci sokağın sonunda, sol koldaki stüdyoda ders veriyor. Torombo’nun dersleri genellikle saat 10:00 ve 11:00’de başlayacak şekilde oluyor.
Aşağıdaki bağlantıda derslerinden bir kayıt izleyebilirsiniz, ayrıcawww.youtube.com‘da daha pek çok ders kaydı var:
http://m.youtube.com/watch?v=t8_PmiL3A2U

-El Oruco:
Farruco’ların yanında yetişen bu genç dansçı da El Torombo’nun ders verdiği stüdyoda, akşamüstleri ders veriyor.

– Angelita Vargas hariç, diğer saydığım sanatçılar zaman zaman, özellikle de Bienal zamanında workshoplar düzenliyorlar. Angelita Vargas geçirdiği beyin kanaması sonucu felç oldu, ancak çok şükür ki hızla iyileşiyor, ancak tekrar ders verip veremeyeceği maalesef belli değil.

Bienal zamanı workshoplar şöyle:

– Los Farrucos (Farukgiller :)):
Los Farrucos çingene kökenli dansçılar arasında en önemli olanlarından. Büyükbaba El Farruco, gelmiş geçmiş en büyük flamenko üstadlarından birisi kabul ediliyor.
El Farruco’nun üç kızı ve bir oğlu oluyor. Kızlarının ikisi dansa yetenekli ve ilgili: La Farruca ve La Faraona. En büyük çocuğu olan oğlu Farruquito ise çok yetenekli ve El Farruco’nun gözbebeği. Ancak Farruquito 17 yaşındayken bir motosiklet kazasında ölüyor. Farruco bundan sonra büyük bir bunalıma giriyor. En büyük kızı La Farruca’nın ilk çocuğu ve Farruco’nun ilk torunu Juan, Farruco’nun yeni gözbebeği oluyor ve Farruco onu ölen oğlunun adıyla, Farruquito olarak isimlendiriyor. Farruquito 2 yaşından itibaren dedesi tarafından sıkı bir disiplinle yetiştiriliyor. Farruquito’yu erkek kardeşi Farru izliyor.
Benim Farruco’lardan ilk kez ders aldığım yıl olan 2000’de c/Castellar’daki “Asociacion Antigua”da ders veriyorlardı. Bu dönemde 4 yaşında olan El Carpeta dersler sırasında ortada koşuşturuyor, ders bitiminde bizlerin bulerías palmasıyla “hünerlerini” gösteriyordu. Farruco’lar sürekli olarak ders verdikleri stüdyoları değiştirdiler, ve yoğun olarak gösteri yaptıkları için ikişer haftalık bloklar şeklinde workshoplar düzenlediler.
2012 Sevilla Bienali’nde ise şu adreste ders verecekler:
C/Tesalónica Polígono Santa Clara de Cuba local 123
Tarihler ise şöyle: 3-7 eylül 2012, Farru (11:00-12:30) ve La Faraona (12:30-14:00)
10-14 eylül 2012, La Farruca (11:00-12:30) ve El Barullo (12:30-14:00)
Fiyatlar: bir kurs 120 avro, iki kurs birden 200 avro.

– Bu bienalde genelde çok ender olarak ders veren Manuela Carrasco da ders veriyor.
Tarih : 24-28 eylül 2012
Saatler ve seviye: 10:00-11:30 (orta seviye) – 11:30-13:00 (orta-ileri seviye)
Yer: Flamencos por el Mundo
C/Fernando Álvarez de Toledo 4
Fiyat: 120 Avro

– gene bienalde karşınıza çıkan güzel bir imkan da Concha Vargas’ın workshop’u
Tarih : 3-7 eylül 2012
Saatler ve seviye: 10:00-11:30 (koreografi) ve 11:30-14:00 (teknik)
Yer: Flamencos por el Mundo
C/Fernando Álvarez de Toledo
Fiyat: tek kurs 90, iki kurs birden 150 avro

Peki bu hocalardan ders almanın artıları, varsa eksileri neler?
Artı ve eksiler biraz sizin seviyenize ve ders aldığınız hocaya göre değişiklik gösterse de genelde şöyle:
Artıları: çingenelerin ifadeleri çok güçlü ve dansları da çok tutkulu, onları ders verirken izlemek bile keyif veriyor. Kendisinden ilk kez ders aldığımda La Farruca bize tarantos gösteriyordu. Kendisine tarantosun ne anlattığını sorduğumda bana “maden işçilerini anlatıyor, bizler, gece geç saatte, kocasına sefer tasında yemek götüren kadınlar gibiyiz. Ortalık karanlık, korkuyoruz, ama gücü elimizden bırakmıyoruz” demişti. Bunları söylerken yüzünde öyle etkileyici bir ifade vardı ki, geçen 12 seneye rağmen o bakışlar hiçbir zaman gözümün önünden gitmedi ve benim için tarantos rehberi oldu…
Çingeneler ayak tekniğine çok önem verdikleri ve teknik derslerde de hemen hemen sadece ayak tekniği gösterdikleri için iki haftalık bir kurs sonrasında bile ayak tekniğinizde büyük ilerleme farkediyorsunuz. Kompasa, yani ritme de çok önem verdikleri ve zamane dansçılarına oranla daha basit adımlar kullandıkları için temeliniz sağlamlaşıyor.
Eksileri: çingene sanatçıların istisnasız hepsi bu sanatı çok küçük yaşta, aile büyüklerinden, resmi ders almadan öğrendikleri için analiz etmekte zorlanıyor, ve dolayısıyla öğrettikleri şeyleri anlatmakta veya detaya girmekte zorlanıyorlar. Bazen de kendi vücutlarında bile teknik kusurlar olabiliyor ve erken yaşta sakatlanabiliyorlar. Hemen hemen hepsinin dersleri, özellikle de workshoplar çok pahalı oluyor

Tüm anlattıklarımı özetlemem gerekirse, bence El Torombo’nun derslerine muhakkak uğrayın, ders verdiği stüdyonun tozunu bir yutun. O stüdyoda flamenko sanatının en büyük üstadlarının pek çoğunun siyah beyaz fotoğrafları asılıdır. Onlarla konuşun, ve onlardan bu engin yolculukta size yol göstermeleri için yardım isteyin, ve varlıklarına şükredin.
Farukgiller’den de muhakkak bir kez de olsa ders alın, terli yüzlerini öpün, aile hikayelerini dinleyin, çocuklar nasıl doğallıkla öğreniyor, onu görün.
Juana’nın dersine bir fırsat yaratıp uğrayın, katılamasanız bile izleyin, güler yüzünü bir görün.

Ama en önemlisi hep kalbinizin sesini dinleyin, düşünerek, veya başkalarının beğenisine, “ne satar”a göre değil, ruhunuzun arzusuna göre seçiminizi yapın. İçimiz zaten biliyor.

Bu hafta Sevil yolculuğumuza devam ediyoruz. Geçen haftaki yazımda “kimlerden ders almalı?” konusuna değinmiş, ve Sevil’de ders veren çingene dansç

ıların derslerine yer vermiştim. Bu hafta aynı konuda yazacağım ama çingene olmayan hocalar kimler, nerede ve nasıl ders veriyorlar, ona bakacağız. Yolunuz açık olsun!Güncel hocalara gelmeden önce, 70’li, 80’li yıllarda kimler Sevil’de ders veriyordu, buna değinmek istiyorum. Çünkü bu üstadlar birer “ekol” yaratmış, günümüzde hayranı olduğumuz hemen hemen tüm dansçıların hocası olmuş, flamenko sanatına çok büyük emeği geçmiş kişiler.

Matilde Coral:
Şu anda 75 yaşında olan “hocaların hocası” Matilde Coral sağlık sorunları nedeniyle artık ders vermiyor. Ancak kendi adına kurduğu okulda kızı Rocío Coral düzenli olarak ders veriyor. Ayrıca Matilde, temmuz ayının ilk iki haftasında çok ender olarak ders veren (Eva La Yerbabuena gibi) sanatçıları okuluna davet ederek workshoplar düzenliyor.
Matilde Coral özellikle son derce zarif el ve kol hareketleriyle meşhur. Hatta bazı hocalar el kol hareketlerini beğenmedikleri öğrencilerine “sen git Matilde’yle çalış biraz” derlermiş. Kendisi ayrıca “Sevil Ekolü” (Escuela Sevillana)nın temsilcisi. Günümüzde özellikle Alicia Marquez’in devam ettirdiği bu ekolde zarafet, yumuşak el ve kol hareketleri ön planda.
Web sayfası:http://www.deflamenco.com/escuelas/matildecoral/index.jsp
Temmuz ayındaki kurslara katılmak isterseniz bu sayfayı mart ayından itibaren takip edin, workshoplar açıklanır açıklanmaz kayıt yaptırmanızı tavsiye ediyorum, özellikle çok popüler sanatçıların dersleri çok çabuk doluyor.

José Galván :
Pastora ve Israel Galván’ın babası olan José Galván da artık emekli oldu ve ders vermiyor, ancak o da günümüzdeki pek çok büyük dansçının yetişmesinde büyük rol oynamış.
Flamenko dünyası, José Galván’ın oğlu İsrael Galván’ı eskiden deli olarak görürdü, şimdi bir dahi olduğunu söylüyor çoğu kişi. Ben de eskiden beğenmez, hatta izleyemezken şu anda flamenko dansına ve sanatına yeni bir boyut getirdiğini düşünüyorum. Söylentiye göre İsrael flamenko dansçısı değil, futbolcu olmak istemiş, ama babası flamenko dansçısı olmasında ısrar etmiş. Bu katkı bile tek başına çok büyük!
José Galvan’ın web sayfası:http://www.flamenkos.com/flamenkos/josegalvan/

El Farruco:
Gene bir başka “hocaların hocası”. Artık hayatta olmayan El Farruco’nun ekolünü kızları La Farruca ve La Faraona, torunları Farruquito, Farru, Carpeta ve yeğeni Barullo devam ettiriyor.
El Farruco soleá’sı ile meşhur. Hatta soleá derslerinde pek çok hoca Farruco’yu örnek gösterir, “kolunu kaldırması iki kompas sürer” der. Bence de bir izleyin:
http://m.youtube.com/watch?v=BhWvCNKlGVM
Nur içinde yatsın!

Manolo Marín:
Gene son derece önemli, halen hayatta olan ancak emekli olmuş, ender olarak ders veren veya dans eden bir isim de Manolo Marín. Şu anda flamenko dünyasında önemli bir yer edinmiş, 30 yaşın üzerindeki tüm dansçılar onun stüdyosundan geçmiştir desem sanıyorum abartmış olmam. Bazılarınızın tanıdığı, Türkiye’de ilk kez flamenkoya başlayanların ikinci hocası Carlos Robles Manolo Marín’in sağ koluydu ve bu stüdyoda uzun yıllar ders vermişti.
2003 yılında Manolo Marín stüdyosunu eski öğrencisi Manuel Betanzos’a devretti.

İnternetin, klimaların, kaliteli ayakkabıların olmadığı, İspanya’nın Avrupa Birliği’ne üye olmadığı, dolayısıyla çok daha fakir olduğu dönemlerde flamenko için ter dökmüş bu üstadların ve tanımadığım nicelerinin önünde saygıyla eğiliyorum…

Gelelim şu anda Sevil’de ders veren, çingene olmayan hocalara ve kurdukları okullara (Endülüs’te flamenko okullarına genelde “academia”, bazen de “estudio” diyorlar):

– Academia Manuel Betanzos:
Şahsen beni en çok etkileyen hocam oldu. Manuel’deki “göz”, ders vermedeki tutkusu, öğrencilerinin potansiyelini çıkarma çabası, açık sözlülüğü (bir arkadaşıma “sen neden flamenko yapıyorsun ki?” demiş ve dansı bırakmasını tavsiye etmişti) kimsede yok. Yorumlarına son derece güvenebileceğiniz, güçlü ve zayıf yanlarınızı kolaylıkla görebilen çok ender hocalardan.
Derler ki “bir hoca öğrencisinin bir hatasını görünce düzeltir, öğrenci ikinci kez aynı hatayı yaparsa gene düzeltir. Ama üçüncü kezden sonra aynı hatayı tekrarlayan öğrencisine artık birşey söylemez. Manuel ise öğrencisi aynı hatayı ne zaman yapsa uyarır, onun farkı budur”. Buna katılıyorum.
Manuel’den ders alabilmeniz için tek engel artık düzenli olarak ders vermeyi bırakmış olması. Onun okulunun ilk öğrencilerinden olma şansına sahip oldum ve uzun yıllar her gün, büyük bir efor sarf ederek 3 saat arka arkaya ders verdi, litrelerce ter döktü. Ama artık yorulduğunu söylüyor. Şu anda bienal zamanında veya okulundaki öğretmenlerden birisi gelemezse ders veriyor. Bunun dışında dünyanın çeşitli ülkelerinde workshoplar düzenliyor. İmkanınız olursa sakın kaçırmayın Manuel’in derslerini. Bienal zamanı dersleri çok kalabalık olur, ama aldanmayın, o herkesi “görür”, ondan ne kaparsanız kardır. Manuel’in ona has bir özelliğini belirtmeden de geçmeyeyim: Sevil’deki bütün hocalar her ay bir koreografi gösterir. Manuel ise bir koreografiyi 6 ayda bitirir. Çünkü en ince detaya önem verir. Dersler pazartesi, çarşamba ve cuma günleri koreografi, salı ve perşembe günleri de koreografinin temizlenmesi, yani teknik olarak yapılıyor. Tüm dersler çok iyi bir gitarist eşliğinde yapılıyor, cuma günleri ise gene çok iyi bir şarkıcı da derslere eşlik ediyor.
Web sayfası: www.mauelbetanzos.com
Bienal zamanında ise her iki haftada bir eskiden öğrettiği koreografileri tekrarlar (derslere sürekli yeni öğrenciler gelip gittiği için)

Gene Manuel’in stüdyosunda öğleden sonra (17:00’den itibaren) Andres Peña ve Pilar Ogalla (Pili) ders veriyor. Andres’in dersleri hem şarkı söylüyor olması, hem öğrettiği koreografilerin karmaşıklığı, hem de derse katılanların Sevil’in tablaolarında dans eden profesyonel dansçılardan oluşması nedeniyle ileri seviyede ders almak isteyenleriniz için çok cazip olabilir. Pilar’ın dansı çok kadınsı ve zarif. Ben çok kısa süre ders aldığım için eğitmenliğini pek bilmiyorum. Ama bata de cola konusunda iyi olduğunu duydum, aklınızda olsun.
Adela Campallo ve kardeşi Rafael Campallo da Manuel’in stüdyosunda gündüz saatlerinde (10:00-13:00) ders veriyorlar. Adela’nın dersleri de Andres’inkiler gibi, gayet “sağlam”. Adela’nın tarzı hem çingenelerin yaptığı puro flamenko, hem de daha güncel tarzın blleşimi gibi diyebilirim. Rafael Campallo’nun derslerini sadece erkek dansçılara öneriyorum :)

-Estudio Alicia Marquez:
Alameda yakınlarında stüdyosu bulunan Alicia da iyi eğitmenliği, bilgisi, zerafeti ve sağlam tekniğiyle Sevil’deki en çok tercih edilen hocalardan. Ben Alicia’dan puro flamenkoya meyilli olduğum dönemde ders almış, öğrettiği adımları vücudum için çok modern, daha doğrusu “erken” bulmuş, “buna daha zaman var” diyerek bırakmıştım. Ancak hem bata de cola, hem de genel dersler için çok iyi bir eğitmen ve çok iyi bir dansçı olduğunu söylemeliyim.

-Estudio Ados :
İki flamenko dansçısı; Angel Atienza ve İsabel Bayón Manuel Betanzos’un stüdyosuna çok yakın, gene Triana semtinde bir flamenko okulu açtılar. Bu okul da Sevil’de yaşayan yerli yabancı pek çok öğrencinin uğradığı bir okul. İsabel’den hiç ders almadım, ama çok çok iyi bir hoca olduğunu duydum. Angel’i ise şahsen hiç beğenmedim. İyi bir dansçı muhakkak, ama kanımca iyi bir eğitmen değil. Erkek dansçılar ders almak isteyebilirler, ama kadın dansçılara tavsiye edemiyorum.

– Estudio Juan Polvillo:
Sevil’in c/Sol, 82 numaradaki bu okulu kanımca önceki saydığım kurslara oranla biraz daha “kolay” koreografilerin gösterildiği, öğrenci seviyesinin daha düşük olduğu bir okul. Ama Sevil’e ilk gelişlerinizde, veya seviyenize çok güvenmiyorsanız Juan Polvillo’nun dersleri size uygun olabilir. Juan da Sevil’deki pek çok eğitmen gibi çok iyi bir insandır, ve genelde tüm öğrencileri derslerinden çok memnun kalır.
Gene Juan’ın stüdyosunda Pilar Ortega ve Manuela Rios gibi iki “baba” (bu durumda “ana” :)) dansçı ders verir. Her ikisinin de tarzı modern. Özellikle Manuela çok “sakat” adımlar gösterir. Manuela’nın dersleri benim için çok eğlenceli geçmişti. Karmaşık müzikalitesi olan, alışılmadık adımlar öğrenmek ve iyi vakit geçirmek istiyorsanız Manuela’nın dersleri harika ve kendisi gerçekten de çok temiz kalpli birisi, öğrencilerine elinden geldiği kadar yardımcı olur. Ama Manuela’nın dersleri flamenkoda yeniyseniz, modern öğeleri beğenmiyorsanız size cazip gelmeyecektir.
Polvillo’nun stüdyosunun tek kötü yanı stüdyoların çok küçük olması. Bienal zamanı “abiler ablalar boşlukları dolduralım” diye seslenenler olabilir :)

-Estudio Asómate:
Juan Polvillo ve özellikle El Torombo’nun stüdyosuna çok yakın olan bu stüdyodyu (c/San Hermenegildo’da) üç bayan dansçı kurdu: Carmen Mesa, Manuela Reyes ve Rosario Toledo. Bildiğim kadarıyla şu anda sadece Manuela düzenli olarak ders veriyor. Manuela’nın dersleri özellikle kadınsı dans etmek, üst bedenini geliştirmek isteyen veya mantón kullanmayı öğrenmek isteyenler için bire bir. Sanıyorum Rosario arada sırada ders veriyor, ancak benim tercih ettiğim bir dansçı veya hoca olmadı. Burada bir dedikodu arası vereyim :) Rosario’yu Joaquin Grilo’nun dans partneri olarak tanıyor olabilirsiniz. 2002 yılında İstanbul Açıkhava Tiyatrosu’ndaki gösterisinde Joaquin Rosario ile dans etmişti. Ben de bir punduna getirip ekibin rehberi olmayı başarmıştım. Herkesi selamlarken Rosario’ya gidip “sen de dansçısın, değil mi?” demiştim gülümseyerek. Rosario asık bir suratla küçük bir evet işareti yapmış ve sırtını dönmüştü. Haliyle hiçbir zaman ne dansını beğendim, ne de ders almayı düşündüm :)
Asómate’de ayrıca zaman zaman Yolanda Heredia (bata de cola dersleri ile meşhur) ve eşi Alejandro Granados (El Farruco ekolünden) ders veriyorlar. Bata de cola için ilk isim Yolanda Herdia, çünkü Yolanda diğer hocalar gibi koreografi öğretmek yerine bata’nın en temel teknik egzersizlerini gösteriyor. Hani bata de cola uzmanı desem yalan olmaz. Özellikle başlangıç için Yolanda’nın derslerine muhakkak uğrayın derim. Ayrıca Yolanda derslerinde günlük ödeme de kabul ediyor. Yani gelebildiğiniz gün ücreti veriyorsunuz. Derslerinin saat başı ücreti en son 10€ idi.

– Academia Andrés Marín (Flamenco Abierto):
Alameda semti ve c/Luis arasında c/Divina Pastora sokağındaki bu stüdyo İsrael Galvan’ın dansına benzer tarzda dans eden Andres Marín’in açtığı, tek stüdyoluk bir okul. Andres tahminimce yoğun olarak gösteri yaptığı için zaman zaman workshop düzenliyor. Müzikalitesi karmaşık adımlar gösteren bir hoca. Ama kadın dansçılardan ziyade ileri seviyedeki erkek dansçılara hitap edeceğini düşünüyorum.
Ancak Andres’in stüdyosunda düzenli olarak ders veren üç değerli eğitmen var: Vicky Barea, Úrsula López ve Leonor Leal. Vicky’nin dersleri özellikle seviyenizin Sevil’deki dersler için yeterli olmadığını düşünüyorsanız sizin için ideal olabilir. Öğrencileri derslerinden çok memnun. Úrsula sadece salı ve perşembe akşamları 19:00-20:00 arası teknik ders veriyor. Sevil’de sadece ayak tekniği değil, komple vücut çalışması gösterilen ender derslerden diyebilirim. Ben Úrsula’nın derslerinden de, hocalığından da çok memnun kaldım. Dersler çeşitli marcajeler, dönüş egzersizleri ve ayak tekniğinden oluşuyor. Benim için fiziksel olarak en çok yorulduğum derslerden oldu Úrsula’nın dersleri. Örneğin Sevil’e bir aylığına gelmiş ve hergün 1-2 koreografi dersi alıyorsanız Úrsula’nın dersine katılıp onun gösterdiği güzel egzersizleri stüdyoda videoya kaydedip Türkiye’ye döndüğünüzde pratik yapabilirsiniz bu egzersizlerle, çok faydalı olacaklarından eminim.
Leonor Leal’den hiç ders almadım, dansını da canlı olarak henüz izlemedim, ama arayış içinde olması ve cesaretinden dolayı takdir ettiğim bir dansçı olduğunu söylemeliyim. Leonor belki de flamenko tarihindeki ilk kısa saçlı flamenko dansçısı.

– Chlôe Brule:
Chlôe belki de Sevil flamenko camiasında en çok takdiri hakeden dansçılardan. Aslen Kanadalı olan Chlôe klasik bale ve modern dans eğitiminden sonra flamenkoya başlamış ve Marco Vargas’la oluşturduğu toplulukla her Sevil Bienali’nde yer aldı geçtiğimiz senelerde. Yakın bir zamanda da c/Feria’daki Mercado’nun karşısındaki c/Perris Mecheta’da bir stüdyo açtı. Ben Chlôe’den ders almadım, ama Sevil’de pek çok hocayla çalışmış arkadaşlarım çok memnunlar derslerinden.

-Taller Flamenco:
Taller Flamenco bir okul olmaktan çok muhtemelen “uyanık” bir yabancının Sevil’deki iletişim boşluğunu görüp kurduğu bir organizasyon. Şöyle ki, Sevil’de, ve de genelde İspanya’da çok az kişinin yabancı dil bilmesi, herşeyin son dakikada organize edilmesi ve ticari düşüncenin zayıf olması nedeniyle flamenko sanatını öğrenmek isteyip bu konuda pek bilgisi olmayan, dil bilmeyen yabancılar için Sevil’e gitmeden önce program yapmak çok zor oluyor. Çünkü yukarıda saydığım okulların pek çoğunun programı ya internette olmuyor, ya sadece ispanyolca oluyor, ya da son ana kadar belli olmuyor. Bu konuda son yıllarda biraz daha ilerleme kaydedildi gerçi, ama Taller Flamenco uzun yıllar internette ingilizce bilginin olduğu ve reklam yapan tek kuruluş oldu. Eğer dil bilmiyorsanız, illa ki birilerinin sizin adınıza kalacak yerinizi, ispanyolca derslerinizi ve flamenko derslerinizi de ayarlamasını istiyorsanız ve maddi bir sıkıntınız yoksa Taller Flamenco’nun organize ettiği dersler size cazip gelebilir.

– Fundación Cristina Heeren (Cristina Heeren Vakfı):
Sevil’de belki de en kapsamlı flamenko eğitiminin verildiği okul burası. Bir avantajı da resmi olarak konsolosluk tarafından tanınıyor olması. Sevil’deki flamenko eğitimindeki açığı gören A.B.D.’li Cristina Heeren kendi adına bu okulu kuruyor. Hem gitar, hem dans, hem de şarkı bölümlerinden oluşan bu okulda eğitim en az 9 ay sürüyor. Sabah 09:00’da okula gidiyor, öğleden sonra 14:00’e kadar teknik, koreografi, flamenko tarihi gibi konularda haftanın beş günü, toplamda haftada 25 saate yakın ders alıyorsunuz.
Okulun pahalı olması ve hep “dans için iyi bir yer değil” diye sözler duymam nedeniyle bu okulu seçenek olarak görmedim. Ancak maddi sıkıntınız yok ve Sevil flamenko camiasına “yumuşak” bir giriş yapmak istiyorsanız bir sene için düşüneceğiniz bir okul olabilir. Vize alma kolaylığı sağladığı için bizler gibi elini kolunu sallayarak İspanya’ya giremeyen ülke vatandaşları için de avantajlı. Bence bu okulu düşünüyorsanız orada okuyan veya mezun olmuş dansçılarla yazışın. İsim bulamazsanız bu konuda size yardımcı olabilirim.

Ders ücretleri:
Sevil’deki derslerin aylık ücreti 110€ ile 180€ arasında değişiyor (Bienal zamanı fiyatlar artıyor). Ama diyelim ki iki hafta ders alacaksanız ücret yarıya inmiyor. Ne kadar kısa süre ders alırsanız dersler o derece daha pahalı oluyor. Atıyorum, Manuel’in dersleri aylık 110€ ise, iki hafta yazılırsanız 85€, bir hafta yazılırsanız 50€ olabiliyor mesela. Fundación Cristina Heeren’in bir senelik ücreti 2.400€ civarında.

Tavsiyelerim:
– Ders alacağınız stüdyonun yakınında ev tutun. Özellikle İstanbul veya Ankara gibi büyük şehirlerden sonra Sevil insana köy gibi geliyor. Tüm flamenko stüdyolarının da içinde bulunduğu şehir merkezinde her yere yürünebiliyor. Böyle olunca da “hah! Biz gelmişiz İstanbul’dan, bize komaz bunca yol!” demeyin :) bir süre sonra o sıcakta, onca dersten sonra 15 dakikalık yürüme mesafesi bile insanın gözünde büyüyor.
– Bir günde alacağınız her bir saatlik derse bir saatlik stüdyo çalışma saati ekleyin. Demek istediğim şu: Sevil’de kaba tabirle bir “racon” vardır. Sadece “kuru kuru” derslere gitmez öğrenciler. Herkes dersten sonra stüdyo kiralar ve derslerde öğrendiği adımları sindirmeye çalışır, ve bir gün sonraki derse hazır gider. Bence bu stüdyo çalışmasını ciddiye alın. Diyelim ki sabah iki saat ders aldınız, dersten hemen sonra bir saat de olsa bir stüdyo kiralayın ve o gün öğrendiklerinizi tekrarlayın. Akşamüstü bir saat de bata de cola dersi aldınız diyelim ki, hemen ardından bir saat daha stüdyo kiralayın ve bata de cola çalışın.
İnsanlar Sevil’e ülkelerinden onca özveri yapıp kısıtlı bir süre için geliyorlar. Doğal olarak da “ne kaparsam kardır” zihniyetiyle olabildiğince çok ders almaya çalışıyorlar. Her ne kadar cazip gözükse de bunu yapmanızı tavsiye etmiyorum. Bence bir günde üç dersten fazla almayın. Birincisi, öğrendiklerinizi hazmetme zamanınız olmuyor ve aslında tüm derslerde öğrendiklerinizi yüzeysel olarak öğrenmiş oluyorsunuz. “Aman döndüğümde tekrar eder oturturum, nasılolsa dersleri kaydettim” demeyin, çünkü bu plan hiçbir zaman işlemiyor. İkincisi Sevil’deki dersler Türkiye’deki derslerden çok daha hızlı bir şekilde gösteriliyor. Dolayısıyla Türkiye’de bir yılda öğreneceğiniz bir koreografiyi Sevil’de bir ayda öğreniyorsunuz. Bunun için kendi kendinize yapacağınız stüdyo çalışması çok önemli. Sevil’de çok uygun fiyata (saati 4-5 €) kiralayabileceğiniz stüdyolar var. Bunların da listesini önümüzdeki haftaki yazımda sizlerle paylaşacağım.
– Sevil’e ders almaya gelirken ses kayıt cihazı ve video kayıt cihazı getirin. Özellikle hızlı derslere alışana kadar derlserin sesini kaydetmek çok faydalı oluyor. Hocanızın tarzına ve hızlı öğrenmeye alıştıkça kayıt yapmaz oluyorsunuz, ama özellikle stüdyo çalışmalarında takıldığınız yerlerde başvurmak için kayıt cihazı çok işe yarıyor. Genelde tüm derslerde son gün (ay sonunda) herkes, (özellikle de Japon öğrenciler :)) görüntülü kayıt yapıyorlar, bu da ilerisi için bir arşiv niteliğinde oluyor.
– Sevil’e gitmeden önce “solo cpmas” cd serinizi oluşturun. Bu Cd’ler her bir palo (form) için ayrı ayrı oluyor ve genelde iki cd’den oluşuyor. Birinci Cd’de bir karmaşık, bir de basit koreografi, ikinci Cd’de de kendi adımlarınızı oturtabileceğiniz escobilla veya düz compas kaydı oluyor. Solo compas kayıtlarını gitar ve şarkı eşliğinde metronom diye düşünebiliriz. Diyelim ki bir derste soleá öğreniyorsunuz ve adımları iyice oturtmak istiyorsunuz. Stüdyoya solo compas cd’nizle gidiyor ve değişik hızlarda bu cd’lerle çalışıyorsunuz. Şimdilerde daha şanslıyız, eskiden bu cd’leri epeyce bir para verip almamız gerekirdi, şimdi internetten indirmek mümkün. Ben spotify programı aracılığıyla indiriyorum.
-Derste iyi anlaştığınız, mümkünse seviyesi sizden daha ileri bir arkadaşınıza beraber stüdyo kiralamayı teklif edin. Böylelikle hem bilgilerinizi paylaşmış oluyorsunuz, hem de birbirinize palmas yaparak compasınızı geliştirmiş oluyorsunuz. Bir dansçıya plamlas yapmak ritim duygusunu geliştirmekte çok faydalı oluyor
-Flamenko bilgisi sadece derslerden veya hocalardan değil, dersteki diğer katılımcılardan, sokaktaki insanlarla muhabbetten, Sevil’deki yaşam biçiminden, insanların tavırlarından da ediniliyor.

Bu hafta lafı çok uzattım. Ama konu engin! Önümüzdeki hafta Sevil’de nerelerde flamenko izlemeli, dinlemeli, nerede stüdyo kiralayıp pratik yapmalı, buna değineceğim. Çok güzel bir hafta geçirmenizi diliyorum, flamenko perileri yanıbaşınızda olsun, sevgiler!

Matilde Coral
www.deflamenco.com
La academia de Matilde Coral nace en 1967 y es apadrinada por dos grandes artistas del momento Adelita Domingo y Antonio Mairena.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir