Pınar Dinlemez

“Ne kadar iyi olursan ol, Flamenko’nun kendisinden üstün olamazsın.” 13.03.2007



Flamenko’dan önce hayatınızda neler vardı? Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Dans genel anlamda hayatımda hep vardı aslında. Klasik baleyle başlayıp modern dans, hint dansı, kafkas gibi danslar üzerinde çalışmıştım. Hatta Kathak dansını epey ilerletmiştim diyebilirim .Flamenko dansla  ise üniversitede Rus Dili ve Edebiyatı okurken (gerçi o zamanlar da okula gitmek yerine tiyatro derslerine kaçıyordum), bir arkadaşımın beni davet ettiği bir dans gösterisi sırasında tanıştım.

Başka bir dans değil de neden Flamenko?
Flamenko’nun kendi doğası gereği herhalde. Yani benim değil, Flamenko’nun doğası gereği. Benim doğam sonradan uydu ona.

Dünya’da ve özellikle Türkiye’de Flamenko sizce nasıl bir yol alıyor,
Türkiye’de ki Flamenko’nun gelişimi için neler yapılmalıdır?

Öncelikle insanların yarıştığı şey ne ki? Birbirleri mi ,kendileri mi yoksa Flamenko mu? Bence Flamenkoyla girişilen bir yarış baştan kaybedilmiş bir yarıştır. Yani Flamenkoyu aşmak mümkün olmayacağı için zaten insanların birbirleri arasında en iyi olmak gibi bir çabaları olmamalı. Ne kadar iyi olabilirsin ki? Ne kadar iyi olursan ol, Flamenko’nun kendisinden üstün olamazsın. Aynı ortam içinde ise belki en fazla iş yapan, en çok öğrencisi olan kişi veya kurum olabilirsin. Bunun da Flamenkoyla değil, senin işletmeciliğinle bir ilgisi vardır. Bu ego aşılırsa beraber çok güzel işler yapılabilir elbette.

Türkiye’de flamenkoya dair her an müzik dinleyip dans edebileceğimiz mekan bulmak çok zor sizce bu eksiklik zamanla aşılacak mı?
Bu tamamen insanların ilgisine bağlı. Yani bu tür mekanların oluşması için öncelikle böyle bir kültürün oluşması gerekiyor. Böyle bir kültür oluşunca da insanların gerçekten Flamenko dinleyebilecekleri, küçük gösteriler sunabilecekleri veya izleyebilecekleri yerler olabilir. Kültürün oluşması demekle sadece böyle bir talep oluşmasından bahsetmiyorum. Örneğin mekanın işletmecisinin ve müşterisinin Flamenkoyu bilmesi,tanıması, orada performans sergileyecek icracının doğru ve iyi bir performans çıkarabilmesi için ihtiyaçlarını karşılayabilmesi gerekiyor…

Bu alanda ufuk açanlar kimler hem Türkiye’de hem Yurtdışında? Öğrencilerinize dünyadan yada Türkiye’den kimleri izlemelerini önerirsiniz?
Türkiye’de elbette ki Pera Güzel Sanatlar kurs anlamında ve insanların flamenkoyu tanıması anlamında bir başlangıçtır her zaman. Flamenkoyla ilgili kültürel çalışmalar,aktiviteler, alışverişler ve paylaşım ortamı anlamında da Flamenkoevi Kültür Derneği diyebilirim. Zaten şirketleşmiş değil dernekleşmiş olması da bu evin sakinlerinin Flamenkoya bakışını da yansıtıyor.
Camaron, Paco de Lucia, Antonio Gades, Carmen Amaya, Carmen Linares, Manolo Sanlucar gibi sanatçılar flamenkonun kilometre taşları. Yenilerden benim en sevdiğim ,dansçı Eva Yerbabuena,kesinlikle izlenmesi gerekiyor.

Flamenko ile türk dans ve ezgilerinin benzerliği hakkında ne düşünüyorsunuz? Zamanla bu ezgilerin flamenco ile bütünleşeceğini düşünüyor musunuz? Bunun yolu nedir?
Flamenko ile Türk dans ve ezgilerinin yakın olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Yani teknik olarak bakıldığında epeyce uzaklar aslında. Flamenko bize en yakın coğrafyayı ele alırsak Arap etkisi taşıyan bir müzik. Tabii birçok başka müzikten de etkilenmiş, sonuçta bir coğrafyanın ürünü bir sanat değil. Türk ezgileriyle ise bir yerde hissiyat olarak buluşabilir flamenko .Bütün dünya müziklerinde ve danslarında ortak birçok öğe bulmak ve bunları birleştirmek mümkün tabii ki, yine de fazla iddialı olmamak gerekiyor diye düşünüyorum. Flamenko hep gelişen ve değişen bir sanat, dünyanın neresinde olursa olsun bu tür deneysel çalışmaların da flamenkonun gelişiminde mutlaka katkısı olacaktır.

Bu dansı özellikle bayanlar tercih ediyor, sizce bunun nedeni nedir? fikrinizi alabilir miyiz? ( Tüm dünyada bu böylemidir, erkekleri teşvik etmenin bir yolu var mıdır?)
Zaten soru kendi içinde cevabını taşıyor biraz, genellikle dünyada bayanlar daha çok dans ediyor. Nedeni bayanların bence daha dışa dönük ,sezgisel ve iletişim kurmaya açık olması.Dans ederken de çoğunlukla sezgilerimizi kullandığımız ve dansın kendisi de duyulara hitap ettiği için bayanlara daha çabuk ulaşıyor. Erkekleri değil flamenkoya, dansa teşvik etmek başlı başına bir röportaj konusu olurdu sanırım.


Flamenco sizce bedenin hükmettiği bir sanat mıdır, yoksa aşk ve heyecanın sanatı mıdır?
Flamenko bence yaşamın sanatı, yaşamın içinde ne varsa flamenkonun içinde de o var. Bunun yanısıra, flamenko benim için yaşamın içindeki bu kavramların hepsi ve kimi zaman sadece tek biri…

Öğrencilere bu dansta ilerlemeleri için en çok neyi önerirsiniz? Ayrıca malum evde çalışılacak bir dans değil?
Dansı düşünmelerini, üzerinde mantık yürütmelerini ve bulabildikleri her fırsatta çalışmalarını öneririm. Hem bedenen, hem zihnen. Ayrıca çok isteniyorsa fırsat mutlaka yaratılır diye düşünüyorum. Bununla birlikte herhangi bir konu hakkında insan kendini nasıl geliştiriyorsa, flamenkoyla ilgili araştırarak, dinleyerek, izleyerek ve okuyarak insan flamenko bilgisini geliştirebilir.

Son zamanlarda İspanya’dan birçok hoca ağırladık,ancak yinede  bu dansı öğrenmenin önemli adımlarından biri İspanya’da Workshop’a katılmaktır diye düşünüyor musunuz?
İspanya’ya, özellikle de Endülüs’e gitmenin şu açıdan faydalı olacağını düşünüyorum. Orada kişinin, hoca seçmek, yani görerek kimden ders alacağını seçmek gibi bir şansı var. Bunun dışında birçok gösteri yapılıyor, bol bol kulak ve göz eğitimi de mevcut. Ayrıca dersler orada çok hızlı ilerliyor, başta insanın gözü korksa da yetişmeye çalışırken bir bakmışsınız siz de ilerlemişsinizAyrıca sadece hocadan değil, etrafınızda dans eden değişik milletlerden birçok insanı görüyorsunuz, onların karakterleri hatta milliyetleri bile danslarına yansıyor. Bu da bir eğitim, farklı coğrafyalardan insanların flamenkosunu görmek. Ayrıca Endülüs’te genel bir yaşam şekli flamenko, oradaki tavır, hava, davranış, herşey flamenko…

Siz dansçı olarak neler yapmayı hayal ediyorsunuz? Bu dönem bir projeniz var mı? bir mekanda sahne alıyor musunuz?
Gece programı yapmayı bıraktım, daha çok derslere ve sahne çalışmalarına ağırlık verdim. Gece programıyla daha çok insana ulaşıldığını biliyorum ama yaratıcılığı körelten bir iş olduğu için yapmamayı tercih ettim. Birkaç ayrı proje yürütüyorum. Teatral flamenko çalışmaları yapıyorum, Flamenkoevi olarak Michael Swan’ın Lorca’nın Çingenesi isimli hikayenin dansa uyarlanmış versiyonunu sahneliyoruz. Bunun dışında daha bireysel çalışmalarım da var.

Gerçi size ulaşmak isteyenler güncel bilgilerinize sitemizden ulaşabilirler ancak şuan nerede eğitim veriyorsunuz?
Şu an Sempatik Dans Atölyesi , Flamenkoevi ve Shaman Kültür Merkezi olmak üzere 3 ayrı mekanda eğitim veriyorum. Hepsine internetten ulaşılabilir.

Dans geçmişinizde bizimle paylaşmak istediğiniz bir anınız var mı?
Bir gece bir mekanda dans ediyordum. İçerisi cumartesi gecesi olduğu için çok kalabalıktı, mekanın müşterisinin yanı sıra Flamenko takipçileri de vardı.Mekanın yerleri ahşaptı fakat oldukça eskiydi. Bir solea por buleria dans ediyordum. Ayak hareketlerinin kombinasyonlarından oluşan escobilla bölümünün sonlarına doğru ritimle birlikte oldukça hızlanmıştım. Sonra birden durmamam gereken bir yerde durdum fakat sebebi ben değildim. Sebebi ahşabı delen ve saplandığı yerden çıkmayan ayakkabımın topuğuydu Karanlıkta halimi doğal olarak göremeyen müzisyen arkadaşlarım çalmaya devam ederken ben önce topuğumu ahşaptan çıkarmaya çabalıyor, aynı zamanda istifimi bozmamaya çalışıyordum. Buna çok uzun zaman güldük.

Belki klasik bir soru olacak ama dans kariyerinizde en büyük hayaliniz nedir?
Çok beğendiğim bazı dansçıları izlerken onlarda gördüğüm o hissi şahsen yaşamak…

Son bir sorumuz;
Aslında bu camiada ki herkese ait olan flamenko.org sitesini nasıl buluyorsunuz? Bir eleştiriniz, öneriniz var mı?
Herkese ait kalmasını  temenni ediyorum herşeyden önce. Ayrıca site öyle bir gelişmeli ki bir süre sonra herhangi bir yerde flamenko gösterisi, konseri vs.  var mı diye karış karış portal gezmekten veya gazete karıştırmaktan ziyade ilk önce bu siteye bakmalıyım. Bunun için de site başka yayın organlarıyla, kültür merkezleri ve konser salonlarıyla iyi bir iletişim ağı kurmalı, hatta belki de yurtdışıyla da.

Pınar hanım sohbet için çok teşekkür ediyoruz.

Ben teşekkür ederim

Copyright – Flamenko.org

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir