“İzlenimler-3” 10.2008

Flamenko’nun Türkiye’de ki gelişimi ve izlenimler…3
25.10.2008

Bu başlık altında ilk yazımı yazmamdan bu yana 2 sene geçti yani flamenko.org’un yaşı ile aynı süreç denilebilir. Sitenin 3. yaşına doğru ilerlediği şu son günlere girerken  bu yazı ile geçen son bir senenin izlenimlerini paylaşmamın iyi olacağını düşündüm.

Aynı başlık altında izlenimlerimi yaklaşık her senede bir yazıya dökmemin avantajını eski yazdıklarıma baktığımda daha iyi anlıyorum.

Bir sene önceki yazıma baktığım zaman hem kendi adıma hem de camia adına yer yer umutsuz davranmışım. Geçen seneki gibi bu sene çok da uzak değildim camiaya. Workshoplara, çalışmalara ve gösterilere katıldım. Hatta 4 senedir bu işin içinde olan biri olarak bu kadar süre ardından ne noktada olduğumu, flamenko’ya dair hissettiklerimi daha basitçe yorumlayabiliyorum.

İki kelime ile “Kısır Döngü” ama tabii düşünceyi iki kelime ile bırakmayacağım, açıklama getireceğim. Kısır döngü duygusunun bir de “eğer”i var.

Eğer bu işi profesyonel anlamda yapmayacaksanız bir süre sonra yapılanlar kısır döngüye dönüşüyor.

Bu işi öğreniyorsak, emek ve para harcıyorsak tabii ki zevk aldığımız için yapıyoruz. Zevki yaçamamız içinde Flamenko’yu gerçekten dans etmek için yapıyoruz demektir.

Peki nerede dans edebiliriz? Latin gibi yaygın bir dans türü değil, eşli yapılan bir dans değil, ayakkabısı ve zemini dahi özel olmalı. Genelde sahnede icra edilen bir dans türü, her yerde yapamazsınız. Mekanlarda dans edilecek flamenko müziği dahi bulmak zor, özellikle flamenko partilerine gitmeniz gerekiyor. Bunun dışında okulun düzenlediği yıl sonu gösterilerine katılma imkanınız var. Bu da bir süre sonra artık sıkıcı olmaya başlıyor ve  istediğiniz o öznelliği yaşamanıza engel olan bir durum yaratıyor. Peki ne yapacaksınız? Tek çözüm profesyonel olarak bir okulda eğitim vermeye ve/veya özel bir grup kurup bir mekanda gösterilere çıkmaya başlamanız.

Çevremizde bunu yapabilen kaç kişi var? Çok az. İşte bu yüzden kısır döngü, bazılarınız “e ne yapalım bırakalım mı bu işi?” diyebilir, bu durum beklentiler ile doğru orantılı. Siz sadece eğitimlere katılarak, “en fazla haftada bir defa yapılan partilere katılarak tatmin oluyorum, sadece eğitimlere gitmek orada dans etmek yetiyor” diyebilirsiniz o zaman problem yok, yola devam. Ama bana göre bu böyle değil.

Bu camiada bu işi profesyonel noktaya taşımış kaç kişi var onu da az – çok biliyoruz. Çok az.

Profesyonel olarak uzun zamandır bu işin içerisinde olan hocaların, derneklerin, okulların; bu kısır döngüyü bozan faaliyetlere imkan yaratmaları yeri gelince de bu işe gönül verenlere destekte bulunmaları,  gelecekte yine bu sektörde var olmalarını sağlayacaklarını anlamaları gerekli. Flamenko artık sadece ders vermekten, workshop düzenlemekten daha öteye taşınmalı.

Buna örnek bazı çalışmaları ve geçen senenin faaliyetlerini aşağıda sıralamak isterim;

2008 senesi flamenko adına güzel geçti. Daha fazla konser ve daha fazla yabancı dansçı ile tanıştık. Daha fazla workshop bir arada yapıldı. Ankara’da ilki gerçekleştirilen Flamenko festivalinin ikincisinin yapıldığını görmek bu tür faaliyetlerinde mümkün ve devamlı olduğunu bize gösterdi ve bizleri umutlandırdı. Pera kendi bünyesinde Flamenko günleri organize etti.

Her şeyden önemlisi bence daha öncede belirttiğim gibi  Öykü ve Berk kardeşler oldu çünkü flamenkoyu doğru anlatımlar ile daha geniş kitlede Türk insanına tanıtmaya çalıştılar, sempati oluşturdular. Bunlar bile camianın hareketlenmesine farklı bilindik sanatçıların bu işe daha ciddi bakmalarına sebep oldu. Tabii popülist bir yaklaşım ile tam olarak flamenkoyu hissetmeden bilmeden yapılan denemelerde, biz bu işi az – çok bilenler için komik olmadı da değil hani.

Yeni oluşumlar ile ilgili çevremizde güzel şeyler duymaya başladık umarım sonuçları da gelir.

Öykü ve Berk’ten yeni projeleri de heyecanla bekliyoruz. Bu başarının devamı gelmeli.

Bu sene yukarıda da belirttiğim gibi 2. Uluslararası Ankara Flamenko Festivali’de ne mutlu ki gerçekleşti. Etkinliği eleştireceğim tek konu İstanbul’dan birçoğumuzun bildiği dansçı ve eğitmenlerin, okulların dansçıları ile katılamamış olması. Bu konuyu organizasyondan Ceyhun Güneş ile konuştum ve maddi problemlerden kaynaklı anlattıkları sorunlara hak verdim denebilir. Gittikçe gelişen bu etkinliğe bu sene flamenko.org sitemizde de özel bir sayfa ayrıldı. Bu sene Gerardo Nunez ve eşi Ünlü Dansçı Carmen Cortes, Jeronimo Maya ve Dansçı Ana Alonso  gibi sanatçıları izleme fırsatımız oldu.

Hayalimiz buna benzer bir etkinliğin İstanbul’da ve İzmir’de de gerçekleşmesi. Geçen yazımda bundan yine bahsetmiştim ve bir girişimimizin şimdilik ertelendiğini söylemiştim. Bu yönde fırsatları kollamaya, flamenko dünyasından insanlar ile ve tabii ki sponsorlar ile iletişim kurmaya devam etmekteyiz.

Eğitim verilen noktalar, eğitmenler, workshoplar ile ilgili gelişmeleri kısaca size sıralamak istiyorum:

İstanbul’da Defne Akyay Flamenkoevi’nden ayrılarak Suna Akar ile birlikte AtölyeDans Stüdyosu’nda kendi derslerini vermeye başladı. Yeri gelmişken belki yazılarımızda ilk defa adı geçen Suna Akar hakkında; eğitmen olarak son dönemde emin adımlarla ortaya attı kendisini, uzun zamandır Flamenkoevi’nde Melek Yel ile  çalışan Suna, 6 ay kadar İspanya’da flamenko eğitimide gördü, merak edenler yine sitemizde dansçılar bölümünde kendisi hakkında bilgilere ulaşabilirler. AtölyeFlamenko İlk gösterilerini ” SOY GITANO! ” Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleştirdi. Kalabalık bir grup değildi ancak bu kadar sürede gösteri çıkarmaları başarılı olmuş. Yine belirtmek isterim ki Barcelonalı Dansçı Katia Moro’nun yapmış olduğu Workshop’unda bu gösteride bir sahnede katkısı olmuş. Özellikle perküsyon destekli yapılan sahne gayet iyiydi. Bu inat ve çaba ile güzel şeyler olacağa benziyor. Daha şimdiye kadar iki defa  Cardenas Lucero eşliğinde workshoplar dahi düzenlendi.

Senem Balaban’ı ise artık HB Dans stüdyosunda görebiliriz. Kendisi kıdemli dansçılardan olan Senem düzenli olarak HB stüdyosunda dersler vermeye başladı.

Genelde İstanbul’da ve zaman zaman Ankara’da bulunan Melis Cangüler ise artık Ankara’ya taşındı. Artık Ankara’da eğitimlerine devam etmektedir.

Dilek Akdeniz de yoğun olarak Ankara’yı seçenlerden. Bu durum Ankara’da da Flamenko eğiliminin arttığını gösteriyor. Tabii bunda festivalin de etkisi büyük.

Flamenkoevi’nin benim de dahil olduğum son gösterisi “Yaşasın Flamenko ” idi. Bu gösteride Flamenkoevinde workshop için gelen dansçı Alejandra Gonzalez in koreografileri Melek Yel tarafından harmanlanarak canlı müzik eşliğinde sahnelendi. Flamenkoevi gösterilerini eskiden beri takip edenler Melek Yel’in tiyatral yaklaşımlarına ve buna bağlı zorluklarından kaynaklanan cansız müzikli gösterilerine alışıklar belki ama bu sefer durum farklıydı. Canlı müzik çeşitliliği gayet iyiydi. Perküsyoncu Akatay kardeşlerin profesyonellikleri ve keman sesi, Murtaza Torun’un yanık sesi, Gitarist Dinçer’in tınıları da işin içine girince yeme de yanında yat durumu oluştu . Farklı olarak ayrıca öğrencilerden oluşan palmas sınıfı performansı çok beğenildi. Ayrıca son dönemlerdeki en kalabalık okul gösterilerinden biriydi diyebilirim. Yaklaşık 80 kişi sahne aldı.

Pera ise bilinen çizgisini kurumsallık çerçevesi içerisinde devam ettiriyor.

Eskiden olduğu gibi yeni eğitmenler ile bizi tanıştırmaya devam etti ve Milene Rodriguez, Cristian Almodovar gibi sanatçıları İstanbul’a getirdi. Yeni sezonda eğitmenliği

Tatiana “LA TATI” üstlenecek.

Haziran ayında 4 gün 1. Pera Flamenco Günleri adı altında bir etkinlik gerçekleştirildi. Bu etkinlikte başlıklara baktığımızda İspanyol yemeği, moda günü, yağlı boya sergi gibi sanatın farklı dallarında da çalışmalar izledik. Ancak flamenko müzik ve gösterileri olarak çok büyük bir çeşitlilik yoktu. O dönem workshop eğitimine gelen Dansçı Beatriz Rubiales Romero  ve Cante Angela Saenz Deldo, Gitarist Manuel Milan Garcia dan oluşan, workshop öğrencilerinden oluşan gösteriler izledik. Ama umuyorum ki bu etkinlik gelişerek devam edecek.

http://www.perasanat.com.tr/flemanco/flemancoprogram.html

Benim temennim, Pera’nın kendi kapalı kutusundan kurtulup biraz daha camiaya yönelik faaliyetlerde bulunması. Evet, burası sertifika, diploma veren kurumsal bir okul ama camia içerisindeki sıcak ilişkilerden uzak kaldığını düşünüyorum.  Yapılan etkinliğe baktığımızda adından da anlaşılacağı gibi yine kendine dönük bir etkinlik olmuş.

Etnik34’de ise eğitmen değişikliklerine yetişemiyoruz. Flamenkoalaturka’yı hepimiz biliyoruz ama son dönemde gösterileri olmadı. Bunun yerine daha tablao fiesta tarzı Lunatiko Flamenko grubunu oluşturdular ve şimdi her Pazartesi jazzstop’ta sahne alıyorlar. Her zaman dediğim gibi camianın düzenli partilere ihtiyacı vardı ve bunu çok iyi bir şekilde yerine getirmeye başladılar, canlı müzik dans herşey içiçe. Yakındada çingene turco adı altında bir çalışmaları olduğunu öğrendim. Buna ilave olarak flamenkoalaturka da bitmiş değil. Yeni gösteriler ile karşımıza çıkabilirler.

Eğitimde ise Manuel ve Işıl Reina eğitimlere devam ederken bu dönemde iki aylığına Granadalı “La Caro” şuan istanbul’da, eğitimler gitarist eşinin eşliğinde yapılıyor.

Dernekler konusunda yeni bir gelişme ise Flamenko İstanbul Derneği adı altında yeni bir derneğimiz daha oldu. Camiaya hayırlı olsun. Flamenko adına istanbul’da derneklerimiz bildiğim kadarı ile şu an en az 3 oldu. Umarım artık ortak bir etkinlik hayali ile güzel çalışmalar yapılır önemli olan çok sayıda dernek açmak değil; önemli olan ortaya birşey koymak. Yeni açılan derneğimizin ilk faaliyeti interaktif bir site açmaları oldu, içerik olarak dolduğu zaman renkli bir site olacağa benziyor. Dernek kuruluş amacında belirtildiği gibi çeşitli faaliyetlerin devamını bekliyoruz. http://www.flamencoistanbul.com/default.asp

İnternet sitelerindeki gelişmelerde ise Flamecoturco.com  halen kapalı. Sanırım bir değişiklik olmayacak üzücü. Yeni sitelerden HolaFlamenco.com ise güzel bir site forum sayfaları var, içerik olarak flamenko.org’unda desteklediği zaman zaman yazılarını, ropörtajlarını paylaştığı bir site.

Evet, benim şimdilik diyeceklerim bu kadar. Atladığım hocalar etkinlikler olduysa kusura bakmasınlar burada amaç tüm etkinliklerden bahsetmek değildi, ilk akla gelenleri tarafsızca konu edinmeye çalıştım. Yine de baktığım zaman 3 sayfa sürmüş.

Flamenko.org sitesinin de 2.yaşını emek verenleri destekleyenleri kutluyorum, zamanla güzel gelişmeler olacağını umuyorum süpriz olarak hem internet ortamında hem de reel ortamda bazı faaliyetlerin olabileceğini duydum. Benden söylemesi!

Yine son olarak diğer yazılarımda dediğim gibi;

Ortak etkinlikler her zaman daha  yüksek ses çıkarır!

Zaten Flamenko’nun özünde birçok insanın bir araya gelip aynı ritmi tutturarak birlikteliği, gücü ve heyecanı çevresine en derinden hissettirmek yok mudur?

Flamenko gibi canlı ve renkli kalın

Sevgiyle saygılar
Atilla Aydemir

atilla@flamenko.org

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir