Büdütör’ün Köşesi

 

En çarpıcı ve en tarafsız yazıları ile burada!
Yazı: İsimsiz eleştirmen >>  email: budutor@flamenko.org

Amacımız dedikodudan öte tarafsız, yalın, kendine has bir yorum/eleştiri köşesi olusturmaktır.
Şimdilik önyargılardan arınarak yazılarını okumanız için köşe yazarının adını açıklamıyoruz.  Bu kendi isteği değil ama bu kararımıza saygı gösterdiğinden dolayı ayrıca teşekkür ederiz. ( Sanırız artık kendiside bundan hoşlandı )
Bunda temel amacımız kişinin tarafsızlığına adı ile değil yazdıkları ile inanmanızdir. �
Kensine yukarıda yazan e-mail adresinden ya da bizim aracılığımız ile ulaşabilirsiniz.
Anlayışınız için teşekkür ederiz. Flamenko.org

Yazılar tarih sırasına göredir, en eski yazısı sayfanın en altındadır.

Büdütör’den mesaj var… 03.2011

Dostlar merhaba uzun zaman oldu görüşmeyeli, kendi iş yoğunluğumdan dolayı camianın takibine bir süre ara vermiş idim ve flamenko.org dostlarına da sanırım artık devam edemiyeceğimi söylemiştim ancak onlar inatla benimle kontaklarına devam ettiler ve köşemi kapatmadılar sağolsunlar. Ve boynumun borcu sanırım yazılarıma kaldığım yerden devam edeceğim.

Tüm bu süreç ardından hepimizin takip ettiği gibi FLAMENKO.ORG düşünüleninde daha fazlasını başardı ve kendi imkanları, sizlerin desteği ile iyi yerlere gelmiş camianın merkezi olmuş durumda gördüğüm, duyduğum kadarı ile, bravo dostlar ve yine kendilerinden duyduğum kadarı ile İstanbul merkezli olarak bir ortak organizasyon şenlik yapma niyetleride yok değil, umarım başarırlar bizlerde elimizden geleni yaparız tabiki. Biraz kendimi toparlamam için zaman tanıyın tekrar burada olacağım. Sevgiyle kalın.

( Yazı – 4 ) Bir sene içerisinde Flamenko’nun gelişimi umut vaat ediyor!
20.10.2008

Sık aralar ile yazı yazmak gerçekten zor işmiş, bunu başaranları tebrik ediyorum, ben gördüğünüz gibi pek başaramıyorum. Sevgili site yetkilileri isterlerse beni kovup yerime başka budutor alabilirler nasıl olsa kim olduğumu bilen yok.�

Güzel şeyler oldu güzel, daha da olacak, hocaların bazılarının birbirine yaklaşması yakınlaşması da çok güzel.

Lafı uzatmadan hemen yorumlara başlayacağım.
Melek Yel’in öğrenci sayısında ciddi bir patlama yaşanıyor. Son gösterisi öğrenci sayısı bakımından Pera’yı kıskandıracak sayıda idi. Gerçekten bu kadar öğrenciye yetişmek zor zanaat tebrik ediyorum. Gösterisi de gayet kulak ve göz dolduran bir içerikte idi. Tabi bu gösterinin kendisine yardımcı eski bir öğrencisinin birde kendisine destek olan arkadaşı olan eğitmeninin bir anda yanından ayrılmasına rağmen ortaya çıkması da yoğun çalışmanın sonucu olarak görüyorum. E bu kadarda övmeyelim değil mi?

Yanından ayrılan arkadaşların isimlerini burada söylemekte sakınca görmüyorum ortada kötü bir ayrılık ve kötü bir durum yok. Aksine başka bir atölyede vermeye başladıkları eğitimler ile bu camia da eğitim verilen alternetif nokta sayısını arttırmış oldular. Defne Akyay ve Suna Akar. Bilgi Üniversitesin’de de bir gösteri bile yaptıklarını, workshop için yurtdışından dansçı getirdiklerini dahi duydum. Bravo. Durmak yok yola devam.

2.Uluslararası Ankara Flamenko Festivali de gerçekleşti devamının gelmesi çok iyi oldu ama geçen yazımda da eleştirdiğim gibi her ne kadar uluslararası dense de ben diger egitmenleri de, okulları da bu festival de görmedikçe içim rahat etmeyecek ve hep soğuk bakmak zorunda kalacağım. Kızmayın bana, hep birlikte birseyler yapilsin istiyorum galiba.

Pera nihayet bir flamenko festivali yapti ama (hep bir ama var ben de galiba) biraz eldeki imkanlarla hadi bir araya getirip birsey yapalim havasinda gozukuyor. Zaten workshopa gelen dansciya ve muzisyenlerine gosteri yapilmis, hem de workshop sonrası ogrenciler ile gösteri yapılmış buna ilave olarak zaten elde olan argumanlar ile mesela resim, film vb diger etkinlikler organize edilmis gorunuyor. İyi ya da kotu organizasyona 1. Pera Flamenko Günleri denilmesi gelecek sene 2.sinin de yapılacağına işarettir, bu da guzel bir haber. Bence daha kurumsal bir yapıda hareket eden bir okulun dısarıya yönelik bir faaliyetidir, olumlu karsilanmalidir. Bakın bu son cumleleri “bu büdütörde hep olumsuz konusuyor” demeyin diye yazdım.

Ne oluyor Etnik34’e? bazi dedikodular donuyor ortalikta ama ben hic bunlara kulak asmiycam.
Belirli donemlerde ogrenci sayilarinda dusus olabilir, her zaman aynı tempoyu tutturmak zordur ozellikle Etnik34’un derslerden cok, profesyonel (flamenkoalaturka) gosterilere odaklanmasından kaynaklı muhtemel şeyler bunlar, gerçi son donemde gosteride pek duymadık. Ama Manuel ve Işıl partiler konusunda cok guzel adimlar attilar ve bir eksiği kapattılar umarım pazartesi canlı muzikli partilerin devamı hep gelir elinize saglik.

Pınar Dinlemez’i gören varsa lütfen parmak kaldırsın.

Melis Cangüler’in de neden Ankara’ya taşındığını bilen de parmak kaldırsın. Yok ben tahmin ediyorum sıkılmıştır İstanbul’da ki ortamlardan ne de olsa Ankara daha mücadelesiz rahat, camia daha aç eğitmenlere karşı. Hayırlı olsun.

Farkettim ki geçen yazımda Öykü Berk kardeşlerden bahsetmemişim, Berk’i pek bilmem o son döneme kadar İspanya’da idi ama Öykü’yü izlemişliğim, dinlemişliğim var idi ve bu işi başaracaklarını biliyordum. (Gerçekten) Flamenko adına güzel birşey yaptılar ve Türkiye’de neredeyse her programa çıkarak sıkılmadan yorulmadan kompastan, palmastan, flamenko tarihinden bahsettiler insanlarımıza. Bence bu kasetten elde ettikleri gelir ile daha flamenko’ya yatkın muziklerin telif hakkını alarak daha ilgi çekici kaset yapacaklar zaten ilgi dağılmadan bu işe hemen soyunmaları gerekiyor, duyduğum kadarı ile planları da varmış. Ama kızdığım bir nokta, bildiğim kadarı ile flamenko.org kendileri ile kontak kurmaya çalıştı ropörtaj için ama ulaşmak bile zor oldu. Bir anda, camia da önemli bir noktada olan siteyi ihmal etmek hoş olmuyor tabi. E onlarda yoğundur sebebi budur.

Bu sene yabancı eğitmen konusunda da patlama yaşadık. Devamı da gelecektir. Yurtdışında da daha çok insan Turkiye’nin bu konuda ki gelişimini duyuyor ve ülkemize gelmek istiyorlar.

Derneklerimizin sayısı artıyor, cok fazla birsey söylemek istemiyorum çünkü malumunuz yıllar öncesinden derneklerin kurulduğunu duyduk ama ortaya konan ciddi birşey göremedik, bu durum farklı amaclarla bu derneklerin kurulduğunu düşündürüyor maalesef, umarım yeni dernegimizde bu kervana katılmaz. İsminide belirteyim Flamenko İstanbul Derneği, Flamenko Ankara Derneği’ni hatırlatıyor hem isim olarak, hem de iki dernekte müzisyenler tarafindan kuruldu.

Şimdilik yazım buraya kadar, amacımız burada kesinlikle dedikodu yapmak birilerini kızdırmak değildir. Subjektif bir çerçeveden objektif bakışı sağlamaktır (çıkın işin içinden bakalım). Bundan sonra daha sık ama kısa ve bir, en fazla iki konu uzerinden yazı yazmak istiyorum, aktiviteler arttıkça, hareket çoğaldıkça bu daha da olası olacaktır.

Unutmadan hemen söyliyim ki, gerçekten kovulmayayim zaten nacizhane bir yazı köşemiz var (zaman zaman gazetedekileri saymazsak);
İyi ki doğdun Flamenko.org, yıllarca eksik olma başımızdan yoksa guncel, bağımsız habere, bilgilere nasıl ulaşırız değil mi? (bu kadar abartı yeter)

Sizlerin bana ulasabilmesi, fikrini paylasmasi, yanlis bir bilgi aktardim ise (İnsanlik hali) uyarmasi icin e-mail adresimi vermek istiyorum.
budutorflamenko@yahoo.com

Kalbinizden flamenko ateşi eksik olmasın
Sevgiyle kalın�
Büdütör.

( Yazı – 3 ) YAZ REHAVETİ, WORKSHOPLAR, SON GÖSTERİLER, FESTİVAL… 23.07.2007

Uzun zaman olmuş yazı yazmayalı ne kadar tembelleştim bu ara gerçi yazda bi tuhaf geldi ama rehavet iyice iliklerimize işledi, flamenko bu sıcaklarda hak getire. Gerçi her yaz olduğu gibi workshop atakları oldu ama beklediğim gibi ciddi bir akım yaşanmadı İstanbul’da.

Artık bu dönemler flamenko açısında ortalığın sakinlediği zamanlar, son yapılan etkinliklerden kısa kısa bahsetmek isterim.

Geçen yaz yapılan, dolu geçen workshoplar bu yaz daha çok yabancının Türkiye’yi ziyaret edeceği imajı vermişti ancak Etnik34’ün iki günlük Genoveva’nın , Flamenkoevi’nin ise Katia Moro’lu 6 günlük workshop’u haricinde henuz bir eğitim göremedik. Bunlar içinde tabi elle tutulur olanı bence Katia Moro idi süre itibari ile.  Ayrıca izlenimlerime dayanarak Katia Moro’nun gerçekten iyi bir dansçı ve eğitmen olduunu söyleyebilirim, kendisinin ropörtajını flamenko.org yetkilileri yaptı ve yakında sitede yer alacaktır.

Yazımı yazmadığım bu süreç içerisinde önemli faaliyetlerden biri Ankara Flamenko Derneği’nin düzenlediği 1.Uluslararası Ankara Flamenko Festivali diyebilirim. İçerik olarak çok geniş değildi ancak bu çabaları için kendilerini tebrik ediyorum. Hemen bir eleştirim olacak kendilerine keşke açık bir davet şeklinde istanbul’da ki dansçılar okullarda davet edilseydi bi anda bu festivali duyduk ve Ankara’da kendi içinde bir etkinlik yapıldı. Umuyorum ikinci etkinlik daha dolu olacaktır, izleyemediğim için şimdilik bu kadar yorum yapıyorum. Yaptıkları çaba, emek flamenko adına güzel gelişmelere işarettir. Festival, etkinlik  demiş iken duyduğum şeylere ve takibime göre Flamenko.org hocalar ve okullar arasında ki tarafsız işbirliğini kullanarak yanına da önemli bir alışveriş merkezi sponsorluğunuda alarak güzel, kapsamlı bir etkinlik için kolları sıvamış durumda. Bakalım neler olacak.

Diğer önemli bir gösteri Etnik34 organizasyonu dahilinde Flamenko A La Turca – Carabiber gösterisi idi. Maalesef izleyemedim. İlk gösterileri ismi malum ilk yazım olan FlamencoTurco idi ve Nükhet Duru ile sahne almışlardı. Bu gösteride Nükhet Duru yoktu ve kendi özgür sanatçı kimlikleri doğrultusunda gösterilerini organize ettiler, sahnelediler. Flamenko camiasından daha çok izleyenin olduğunu ve genel itibari ile beğenildiğini duyuyorum.

Flamenko adına diğer güzel bir gelişme ise Açık Radyo’da Cuma günleri 13:00 da Manuel Reiana’nın sunduğu ilk  ve tek flamenko programı Flamenquito nun hayata geçmesidir. Yakın zamanda Flamenko.org’dan temsilen Atilla Aydemir siteyi tanıtmak ve güncel konuarl ile ilgili konumak üzere konuşmacı olarak katıldı. Gayet keyifli, her programın kaydedilmesi gereken içeriğe müzik kalitesine sahip.  Bence kaçırmayın, zamanla taşlar yerine daha sağlam oturacaktır.

Eveet en son gösterimiz ise ikinci yazımda da bahsettiğim Flamenkoevi sakinlerine ait olan tiyatral olarak belirli bir esere dayandırılarak ona ithafen sahnelenen Orhan Peker anısına ” İSPANYOL DEFTERİ” idi. Gösteri ile ilgili ayrıntılar yine site içerisinde kendi sayfasında mevcut efenim. Kendi tarzlarına yaraşır olarak konuyu gayet iyi yansıttılar. Bu gösteri “ispanyol defteri” olarak ilk kez sahnelendi ve ikincisi daha dolu olacaktır diye düşünüyorum. Matadorların boğalarla arena sahnesi, sahne ışık ve duman ile birlikte yemeyip yanında yatılası bir hal almıştı sanki. Malum gösteri yine bir dernek yararına yapıldı. Aynı zamanda izleyenler arasında Orhan Peker ailesi ve dostlarıda bulunuyordu.

Şimdilik bu kadar sevgili flamenko dostları, bu yaz bazılarımızın İspanya yollarını arşınlama  niyetinde olduğunu biliyorum, heee ola ki giderseniz bize haberler ve fotoğraflar ile dönünüz lütfen.

Kalbinizden flamenko ateşi eksik olmasın
Büdütör

( Yazı – 2) VİCENTE, “LORCA’NIN ÇİNGENESİ” VE… 06.04.2007

Efendim uzuun bir aradan sonra tekrar merhaba…

Cok fazla gosteri olmayınca bizimde boyle yorum yapacak pek bir şeyimiz olmuyor maalesef.

Şimdi ilk yazımız FlamencoTurco uzerine idi, tepki veren oldu yazıyı çok beğenenler oldu ama genel olarak tarafsız olarak verilen bilgi konusunda herkes memnun sanırım, memnun olmayan varsa şimdi sölesin yada ilelebet sussun J  neyse artık o geride kaldı işimize bakalım, kendilerinden tabiki yeni guzel gösteriler bekliyoruz, duyduğum kadarı ile harıl harıl çalışıyorlarmış zaten.

Bu arada Flamenko.org kardeslerimiz ropörtaj kosesi oluşturmuşlar ve böylece herkese ister istemez bir söz hakkı doğuracaklar, isteyen istediğini incitmeden söylesin, paylaşalım, geliştirelim, değil mi? Hodri meydan…

İlk röportaj Pınar Dinlemez ile yapılmış., buradan Pınar’ın bazı fikirlerine değinmek istiyorum; Türkiye’de ki flamenko durumu ve çekişme ile ilgili bir konuda çok haklı aynen alıyorum buraya koyuyorum.

” Ne kadar iyi olursan ol, Flamenko’nun kendisinden üstün olamazsın. Aynı ortam içinde ise belki en fazla iş yapan, en çok öğrencisi olan kişi veya kurum olabilirsin. Bunun da Flamenkoyla değil, senin işletmeciliğinle bir ilgisi vardır. Bu ego aşılırsa beraber çok güzel işler yapılabilir elbette. ”

Ama diğer yandan başka konularda kendisine katılmıyorum mesela Flameno’nun Türk ezgileri ve dansları ile benzemediğini söylüyor. Bence soruda tam olarak türk denmek istenmiyor, Anadolu toprakları denmek istiyor yani romanı, oryantali, zeybek’i …duruma boyle bakınca bence dünya uzerinde hissiyat ve ezgi olarak birbirine en yakın olan iki farklı kültür denebilir. Flamenko’da Tangos makamına bakarsak bunu rahatça görebiliriz. Tabi burada özünde Arap etkisi var, iki kültüründe etkileşimleri aynı aslında. Roman der isek özü onunda çingene. Konuyu fazla uzatmıycam herkesin farklı fikri olabilir tabi.

Gelelim gösterilere; hepimiz heyecanlandıran dünyaca ünlü Vicente’miz esti geçti yakın zamanda, gayet güzel di denebilir ama içerik olarak daha zengin olmasını, daha uzun sürmesini ve hatta arada üç beş dakika olsada bir tıngırdatmaca dans yapmaca olsa hoş olurdu, flamenko dansınıda yad ederdik böylece. Vicente yi gercekten cok uygun bir bilet fiyatı ile dinleme sansı yaratanlara buradan tekrar tesekkur ediyoruz. Tabi hemen ardından Paco de Lucia haberi geldi sevindik, Ankara’da olacak dendi, İstanbullu olarak üzüldük, neyse artık başka bahara kaldı o da.

Evet, yakın zamanda yapılan, izleme fırsatı yarattığım bir gösteri daha var üzerinde birkaç laf etmek istiyorum; Flamenkoevi’nin sanırım 4. kez sahneye aldığı “Lorca’nın Çingenesi” gösterisi.

Şimdi Melek Yel’i artık hepimiz az çok biliyoruz, çalışmalarını takip ediyorum.

Flamenkoevi’ni kurmak yanında Flamenko Kültür Derneğinide yandaşları ile ortaya çıkardı destek oldu, bu konuda güzel planları var kendilerinin, yakında ataklar bekliyoruz.

Flamenkoevi’nin bence Türkiye’de alışılmış gösteriler dışında bir özelliği var o da mevcut İspanyol kültürünü yansıtan eserler üzerinden uyarlamalar yaparak tiyatral olarak sahneye koymalarıdır.  Böylece farklı bir haz ile gösteriyi izliyorsunuz ayrıca anlatılan hikaye hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Lorca’nın Çingenesi tamamen böyle bir şeydi. İlk sahnelerdeki sahnenin donarak geçmişe fokus yapması, geçmişten sahneler ile Lorca( Atilla Aydemir )  ve Lola’nın ( Melek Yel ) o günleri dans ve şenlik havasında kutlamaları, günümüzde ise yaşı artık ilerlemiş olan Lola’nın( Arzu Karamani ) çevresindeki insanlar..hüzünlü ve gerçek bir aşk hikayesi. Ayrıca bu gösteride Defne, Suna ve Pınar erkek dansçı kıyafetleri ile güzel koreografiler sundular. Flamenkoevi’nin bir diğer özellikleri ise gösterilerini ücretli yapıyorlar ancak bilet gelirinin belirli bir kısmını yardım derneklerine bağışlıyorlar, taktir edilecek bir durum. Tabi maliyet açısından bazı seçenekler yapıyorlar o da canlı müzik ekibinin olmaması. Bu aslında bir gösteri için bir eksiklik, ışık ve ses sistemi son gösteride çok iyi değildi. Ayak sesleri çok az duyuldu, ayrıca bence daha profesyonel olan  arkadaşlar dışındakilerin teknik olarak daha da eğitim almaları, kendilerini geliştirmeleri gerekiyor(kimse alınmasın), ayakları daha güclü basmalı yere. Flamenkoevi Hazirandaki yeni gösterilerine hazırlanıyorlar, bakalım hangi konu üzerinden nasıl bir sunum yapacaklar. Bekliyoruz.

Bu arada ben açıkcası merak ediyorum, yakın zamanda duyduğumuz flamencoroman grubunu kimler kuruyor, kuracak, neler çıkacak…yoksa bu sadece ortaya söylenen bir şey miydi? Bildiğim kadarı ile Flamenkoevi’inde roman dansı dersleri veriliyor, acaba onlardan mı çıkacak bu iş? Kim bilir…Hadi hayırlısı…

Şimdilik benden bu kadar dostlar, flamenko sever dostlar….

Belki yine uzunca bir ara vereceğiz kimbilir. Önümüzde Pera’nin 29 Nisan gösterisi, 12 Nisan Flamenko gecesi gibi etkinlikler var, bulusmayı umut ederiz diyecegim ama beni tanıyan yok ki..

Allah flamenko ateşini ve heyecanını içimizden eksik etmesin.

Sevgiler saygılar
Bol Flamenkolu günler

Büdütör

( Yazı – 1 ) FLAMENCOTURCO  … 16.01.2007

Efendim merhabalar, arkadaşlar sağolsunlar böyle bir köşe teklif ettiler deneyimlerine istinaden çevrenle alakan nedeni ile böyle bir iyisi ve kötüsü ile, eğrisi ve doğrusu ile eleştiri/yorum insanı olmak ister misin?  dediler amaaa ismin yazmayacak dediler.

İlk başta olumsuz karşıladım ama düşündükçe ve bu tarz köşeciliğin örneklerini gördükçe, okudukça açıkcası hoşuma gitti, kabul ettim. İsminiz bilindiği  zaman hep sizi bir tarafa çekmeye, önyargılı bakmaya calışırlar, bir eleştiri yazısı üzerinden cok alıngan davranarak yanlıs dusunebilir insanlar. Böyle olmasını, yanlış anlaşılmayı kesinlikle istemem, burada yazılanlar dedikodu haberleri olmayacaktır, bu zaten sitenin kalitesini düşürür. Zamanla çıkan yazılar ile beni daha iyi anlayacaksınız.

Site editörlerinin söylediği gibi sizin, her zaman bu sayfaya bir yazınızı, eleştirinizi koyma imkanınız mevcuttur. Amaç tartışarak, paylaşarak ortak bir noktaya gelmeye çalışmaktır. Bu işin başındayız ve zamanla bu köşenin izlenme, okunma oranının artacağını tahmin ediyorum.

Neyse konumuza gelelim, işim olmayan konulara girmeyeyim.

Hemen belirteyim bu yazı rastlantı olarak bu başlık ile başladı, devamı diğer etkinlikler ile de gelecektir. Şu malum kelime FlamencoTurco kelimesi Flamenko’nun Türk ezgi ve dansları ile birleşmişliğini ifade eden, aklın yolu bir olan bir ifade. Bir kelime bütünü ve doğal olarak bu işi yapmak isteyenler tarafından algı kolaylığı ve etkileyiciliği nedeni ile çokça kullanılabilir. Bir internet sitesi, bir grup, bir dernek, bir gösteri, hepsi bu ismi alabilir. Ama işin farklı boyutları var tabiî ki. Flamenko camiası çok büyük değil ve herkes birbirinin ne yaptığını az çok biliyor. Kültürün gelişmesi bu amaç için çaba verenlerin birbirine desteği, yaptığı işe saygısı ile olur tabiki.

Şimdi ben burda sadece edinilen bilgiler doğrultusunda FlamencoTurco’nun kullanımına dair çalışmaların gelişimini isimlerinide kullanarak aktaracağım (bir eksik var ise önce site yetkililerine info@flamenko.org den ulasabilirler).

FlamencoTurco ismi ilk olarak bu isimle açılan mail grubu ve ardından site (flamencoturco.com) kurucusu Nurten tarafından kullanıldı. Ardından bu isimle bir grup kurulup Boğaziçi Festivalinde gösteri yapılmak istendi ve ilk olarak bu gruba dahil olan bir dansçının(Melek Yel) evinde çalışmalara başlandı. Ve bu isim altında 2-3 gösteri gerçekleştirilmiştir(dansçılar; Elif Konuksever, Defne, Nur Sabah, Melek Yel, Melis Cangüler, Pınar Dinlemez, Talin, Asime) Bu gösterilerde türk motif ve müziklerindende birşeylerin olması sonra düşünüldü ancak bazılarının olumsuz bakması nedeni ile aynı grup ile gerçekleştirilemedi. Bu sadece Alev ve Melek tarafından koreografi haline getirilerek, muzisyen ekibin tamamen roman oldugu bir sekilde 3 ay boyunca Venta Del Torro’da sahnelenmiştir(yıl 2004). Bunun ardından Nurten’in desteği ile AB fonlarına başvuru için hazırlanıldı hazırlığı Melek Yel gerçekleştirdi. İlk başvuru denemesi 2005 senesinde gerçekleştirildi. O günden bugüne bu isimle çok ciddi bir çalışma yapılmamıştır, sadece bu işi sevenler kendi yıl sonu gösterilerinde bu sentezleri belirli sahnelerde kullandılar.

Gelelim Etnik34‘e, bence Türkiye’de Flamenko dansı olarak en etkili ders verilen noktalardan biridir, Işıl ve Manuel’in öğrenci üstündeki çabası görülmeye değerdir. Uzun süre hep Puro Flamenco olarak çalışmalar yaptılar ve gerçi halende devam ediyorlar. Etnik34 ‘ün bünyesine farklı dans biçimlerinin eğitimleri dahil oldukça (modern dans, tango, oryantal.vb)  yapılacak sene sonu gösteriside bu karma dansların dahil olduğu bir hal aldı ve bence sonuç gerçekten etkileyici idi. Bu gösteri için gelen güzel tepkiler doğrultusunda ve kendilerininde bir ropörtajda (Ocak Tempo dergisi) dediği gibi canlı müzik, enstrüman gruplarınında çeşitliliği nedeni ile de alevlendi, gelişti ve bugün ki halini aldı. Bence güzelde oldu.

Evet bu hali ile gelişimlerini yüzeysel olarak inceledik ama burada bir çakışma durumu var gibi görünüyor. FlamencoTurco’nun zaten başkaları tarafından yapılmak istendiği, yapılmaya çalışıldığı hatta bu isimle zamanında yapıldığı yönünde sorular herkesin kafasında oluştu. Başkaları tarafından yapılan, yapılmak istenen iş Etnik34 tarafından bilinmiyor muydu? Tabiî ki biliniyordu. Peki farklı bir isim bulamazlar mıydı? Ya da daha önce  az çok yapıldı, düşünülüyor diye iptal mi edeceklerdi? Hayır. Benim fikrime gore farklı bir isim belki çözüm olabilirdi, farklı şekillerde belki onlarda bu projenin içine dahil edilebilirdi, tercih kendilerinin. Ayrıca açık olarak profesyonel dansçı aradıklarını ilan ettiler. Başkalarıda aynı sentezi farklı şekil ve sunumlarla ortaya koyabilirler bir engel yok. Sonuçta iyi dans, show her zaman kazanır ve amaç dansın kazanmasıdır. İspanya’da da insanlar hep aynı olanı Flamenkoyu kendi tarz ve bakışları ile yansıtıyorlar, burada da Turco sentezi ile bu yapılabilir. Kültürümüz bunu kaldıracak, çeşitlendirecek zenginliktedir. Yapılan güzel işler farklı düşünceler ile zedelenmemelidir, iş zaten kendini gösteriyorsa söylenenler gelir ve geçer, iş kalır.

Geçen akşam yapılan gösteri ile ilgili olarak ise Nükhet Duru bir konuk sanatçıdan öte 12 civarı parça seslendirdiği için konser havasında geçti bu sayı daha az tutulabilirdi. Bilemiyorum Nükhet Duru ile birliktelik FlamencoTurco’nun ses getirmesi açısından düşünülmüş olabilir belkide bu mantıklı bir yaklaşımdır. Manuel’in masa üstünde ki Kerem ( cajon )’in kompası ile dansı, oryantal içerikli danslar, Manuel ve Işıl’ın birlikte dansları görülmeye değerdi. Kostüm, sahne, ışık gerçekten güzeldi. Bazı yerlerde dansçıların ayak sesleri çok az duyuluyordu, bunun üzerinde özellikle çalışılması gerekir. Etnik34 sene sonu gösterisindeki Klarnet’li, Davullu müzik ekibi daha sağlam gelmişti gözüme. Zamanla içerik olarak daha da gelişeceğine inanıyorum. Dansçıların hepsi Etnik34’ün en son okul gösterisinde ki dansçılardandı, bir tek sanırım Elif Konuksever kardeşimiz farklıydı ve kendisi belkide aralarında ki en deneyimli kişiydi, zaten hakkını verip onuda hep önde, ortada oynattılar. Diğer dansçılarında hakkını yemeyelim hepsini tebrik ediyoruz, önemli olan diğer bir nokta dansçıların hepsi farklı eğitim ve iş kollarından insanlar ve bu işi hobi olarak başlayan arkadaşlarımız, bu noktaya gelmeleri başarıdır bence.

Gönül ister ki farklı farklı yerlerde Flamenko’ya dair dernekler açılsa dahi hepsinin bir butun dahilinde etkinlik yapacagı dernekler, etkinlikler organize edilsin. Bu tabi diger derin bir konu efenim oralara girmeyeyim şimdi.

Benden şimdilik bu kadar.

Ayrıca arkadaşlar gösteriden iyi, kötü fotoğrafları siteye koymuşlar, bence daha profesyonel fotoğraflar çekilebilirdi, bu tür gösteriler bir fırsat ve gosteriyi yapan kurum ya da kişiler özellikle Flamenko.org sitesi editörlerine bu konularda fırsatlar vermelidir.

Sitenin camia için hayırlı olacağına inandığımı, bu ilk yazımda belirtmeden geçemiyeceğim.

Flamenko’dan öte onu tamamlayan İspanya, Çingene, Endülüs başlıklarını da sitelerine dahil etmeleri çok iyi olmuş. Ayrıca tarafsız yaklaşımı sitenin anasayfasından bile farkediliyor. Umarım tarafsızlıklarını hiç bozmazlar yoksa burda hemen eleştiri oklarımı kendilerine yönlendiririm. Tebrikler.

Sevgilerle

Bol Flamenkolu günler

Büdütör

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir