Melek YEL – Flamenko ?

Flamenko Güney İspanya’nın Endülüs bölgesinde yaşayan çingenelere özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış bir müzik ve dans türüdür. Flamenko özellikle Endülüslü çingenelerle anılır. Dokuzuncu (kimi kaynaklara göre beşinci) yüzyılda anayurtları olan Hindistan’dan göç etmeye başlayan bu esmer tenli insanların Endülüs bölgesinde oluşturmuş oldukları müzik diğer bölgelerde yaşayan çingenelerle hiçbir benzerlik taşımamaktadır.Batıya göç eden çingenelerin bir kısmı Anadolu yolu ile Bizans’a oradan da Avrupa’ya gelmişlerdir. Diğer bir bölümü ise Kuzey Afrika’dan geçerek Fas’tan Endülüs’e ulaşmışlardır. Tabii beraberlerinde müziklerini, yaşam biçimlerini, mesleklerini de getirmişlerdir. Getirdikleri bu müzik, Hint, Bizans, Afrika, Fas, Arap etkisinin de pay sahibi olduğu bir kültür karışımının sonucudur. Bu yüzdendir ki; çingeneler bu bölgeye gelmeden önce burada var olan kültürün ve çingeneler geldikten sonra da devam eden bu etkileşim ve kaynaşmanın tanımı apayrı bir araştırma konusudur. Biz bu etkileşimi hayranlıkla; Endülüs Kültürü ve Hoşgörüsü olarak halen anmaktayız. Flamenko da kesin olarak bugünkü şekline Endülüs’te kavuşmuştur.

Günümüz Endülüs(Andalucia)’üne baktığımızda çingenelerin ve olmayanların flamenkoya dağılımı zencilerin ve beyazların caza (jazz) dağılımına bir benzerlik gösterir.

Toplum tarafından dışlanan çingenelerin uğradıkları haksızlıklara, ezilmişliklerine bir başkaldırı bir çığlık, bir ağıt ya da ironik bir biçimde dalga geçmedir flamenko. Bu yüzden de genellikle şarkı sözlerinde anlatılan, yalnızlık, ölüm, gözyaşı, sevgiliye duyulan özlem, aşk, sevgi ve coşkudur.

 

Müzik uzmanları ve araştırmacılarına göre, flamenkonun yaşayan belleğiyle onsekizinci yüzyılın ötesine gitmemiz pek olası değildir. Yani flamenkonun ayırt edilebilen tarzı, en fazla ikiyüz yaşındadır. Flamenko içinde bulunduğumuz yüzyılda bütün dünyada tanınmıştır. Artık iyi flamenko, anayurdu olan Endülüs’ün çok uzaklarında da öğretilmekte ve yapılmaktadır. Bu ve benzeri birçok sebepten ötürü, “flamenkoyu sadece Endülüslü çingeneler yapar” denemez.

 

Flamenko Latin Amerika müziğini etkilemiş ve ondan etkilenmiştir. Fakat flamenko, yapılışı, kendine has dili ve kökü olarak kesinlikle Latin Amerika müziklerinden biri değildir.

Flamenko genellikle folk müzik ya da dans olarak bilinir. Evet coğrafik olarak özel bir kökeni vardır, birçok geleneğinin yaratıcısı bilinmemektedir, dansını ve müziğini yazılı olarak veya bir okul aracılığıyla aktarmamıştır. Ancak flamenko kendi doğal çevresinde bile uzmanlaşmayı gerektiren bir sanattır. Sanıldığının aksine ortalama her İspanyol ya da Endülüslü flamenkoyu bilmez ve bunu yapma yeteneğine de sahip değildir. Hatta hatırı sayılır kadar çok İspanyol flamenkoyu hor görür. Onlar için flamenko alt kültürün ürünüdür.

 

İspanyol kökenli müzik ve dansla flamenko aynı mıdır? Hayır. Eğer bir orkestra müzik icra ediyorsa, eğer şarkıcılar uyumlu bir biçimde düet ya da triyo yapıyorlarsa, sözler temiz anlaşılır bir ispanyolcaysa, besteyi ve ritimleri belli belirsiz ayırt edebiliyorsanız o flamenko değildir. Işıldayan kılıçlara, davul seslerine, boğalara, kastanyetlere* aldırmayın. Eğer Bizet de Falla ya da Albeniz tarafından yazılmışsa flamenko değildir. Bu Carmen, ritüel ateş dansı, boğa güreşi müziği ya da kesinlikle muhteşem bir şey olabilir, ancak muhtemelen flamenko değildir. Eğer bir şarkıcı varsa ve dili bugüne kadar duyduğunuz ispanyolcadan çok arapçayı çağrıştırıyorsa, dinlerken işkence çekiyor ve besteyi takip edemiyorsanız gitarist agresif bir şekilde çalıyorsa, solo dansçı bir dansçı için beklenenden yaşlı, kilolu, nerdeyse tamamıyla giyinikse, ayak sesleriyle çok fazla ritim oluşturuyor fakat siz ayaklarınızı bu ritme uyduramıyorsanız ve müzik sizde dans etme isteği uyandırmıyorsa, bu öfkeli bir çılgınlığa ulaştığında herkes bir anda duruyorsa, bu flamenkodur. Niteliği bilinmez ama flamenkodur.

Flamenko ritim açısından Hint ya da Afrika müzikleri kadar karmaşık olmasa da, çok ritimlidir; devinimlerinin çoğu batı müziği parçalarından daha uzundur ve cümlenim şekilleri genellikle asimetriktir. Flamenko dansçısının ve müzisyeninin işi sabit bir ritimle eş zamanlı olarak durmaktan çok daha zordur. Bunlara ek olarak, dans, şarkı ve gitar hepsi temeli oluşturan aynı devinime bağlı olmasına rağmen, her birinin ayrı gelenekleri, cümleleri ve aksanları vardır.

Dans (baile), şarkı (cante) gibi temelde solo olarak ve çoğunluklada önceden hazırlanılmadan yapılır. Flamenkonun özünde doğaçlama vardır. Flamenko bir grup dansı değildir. Oldukça bireyseldir. Önceden hazırlık yapılmamasına rağmen ortada dolaşmaktan daha fazlasıdır. Şarkı ile aynı ritim içinde, ruhen ve biçimsel olarak eşleşebilir olmalıdır. Ama artık günümüzde eğitimli dansçıların yaptıkları dans içten gelen bir aksaklıkla dışa dönük bir oyunculuğun birleşiminden daha fazlasıdır. Performans flamenkosunun daha ihtimamlı ve tanımlanmış bir tekniği vardır. Oldukça gelişmiş üst gövde kullanımı, kol tekniği söz konusudur. Tüm vücut ritmin içindedir. Flamenko için yapılmış özel ayakkabılar dansçının enstrümanıdır. Vurmalı bir enstrümanı çalmayı bilmeyen ellerden nasıl dayanılması kötü sesler çıkarsa, enstrümanını (ayakkabısını) kullanmasını bilmeyen ayaklardan da bundan farklı bir durum çıkmaz. Flamenko ayakkabısında tap ayakkabısında olduğu gibi bir tabaka yoktur. Temel vuruşlar: Planta (ayağın tarak kısmının vuruşu), vuruşunun tatlı ve sert bir gümlemesi vardır. Golpe ( bütün ayağın eş zamanlı vuruşu) güçlü ve keskin bir sesi vardır. Aynı, kelimenin anlamında olduğu gibi bir devrim hissi verebilir. Tacon (topukla yapılan vuruş) ve punta (ayak ön ucu ile yapılan vuruş) ise cümle içindeki bağlaçlar gibidir.

Kostümler ise çok çeşitli olabilir: Manton**, yelpaze, bata de cola***, kastanyet flamenkonun olmazsa olmazlarından değildir. Bunlar stilize edilmiş tiyatro biçiminin aksesuarlarıdır. Ama her dansçının kullanmasını öğrenmek zorunda olduğu alt disiplinlerdir.

Alkış flamenkoda neyi ifade eder? Flamenkoda alkış (palmas) Çoğu zaman ritmin bel kemiğini oluşturur. Bu rasgele el çırpma durumu değildir. Varolan formun içinde yapılan kontra vuruşların değişik çeşitlemelerinin yapıldığı bir ritim akışıdır. Flamenko formlarında çoğu popüler müziğin 2’leri ya da 4’leri yerine genellikle 3’ler kullanılır. Birçok form ise12 vuruş uzunluğundadır. Bu, batı notasyonunda 3/4 süreli 4 ölçüye denk düşer. Flamenkoda bu 4 ölçüye 1 kompas denir.

Flamenkonun bir tarihi vardır ama bir tarihi eser değildir kesinlikle. Yaşayan, gelişen bir sanat formudur ve yaratıcı olmak şarttır. Flamenkonun gelişimindeki önemli dönemeçlere baktığımızda ise; kişisel yorumlarını ve yaratıcılıklarını katan kimliklerle karşılaşmaktayız. 1936’da başlayan iç savaş, birçok sanatçının ülkeyi terk etmesine sebep olmuş; bu durum flamenkonun dünyaya açılmasına da bir bakıma yarar sağlamıştır. Carmen Amaya ve ailesi Güney Amerika’ya giderek orada büyük başarılar kazanmıştır. (Flamenko ruhu ne kadar bireysel olursa olsun üretimi hep aileler içinde olmuştur ve bir aile geleneğidir. Bu gelenek içinde bir ayin niteliği taşır flamenko. Bu ayine ise çingene olmayanların bir başka deyişle ‘payo’ların katılmaları mümkün olmadığı bilinen geleneklerdendir.) İlk pantolonla dans eden kadın dansçı olarak bilinen Amaya, aynı zamanda kadınların bugünkü yoğun ayak kullanımını da başlatan kişidir. Hatta, Rito y Geografia Del Baile**** belgeselinde, Carmen Amaya’yı erkek kostümleriyle parmaklarında zil ile dikkatinizi çekmek isterim, kastanyet değil, çok güzel bir tarantos***** yaparken görürüz.

Carlos Montaya, Vincente Escudero, Roman Montaya yine bu dönemin önemli gitaristlerindendir. önemli. Müzikal bağlamda zor bir flamenko gitaristi olan Victor Monje “Serranito”, ürkütücü his veren yeni bir teknik ve çok karmaşık bir müzik yaratmıştır. 1960’ların sonunda ise Paco de Lucia’nın ilk albümü çıktığında, flamenko gitarının devrimi gerçek anlamda başlamıştır. Paco de Lucia’nın beraber çalıştığı “cante”lerin (şarkı) genç dehası Camaron de la Isla, en az O’nun kadar önemlidir. Camaron 1970’lerin en etkili şarkıcısıdır; kendine has, ızdırap ve acı ile haykıran güçlü Arap nameleriyle dolu bir tarzı vardır. Serranito, Paco de Lucia , Manolo Sanlucar ve Camaron Flamenkoda yenilikçiler olarak bilinen akımın öncüleri olmuşlardır.

Günümüzdeyse flamenko esnek yapısıyla gelişmelere açık, bir bakıma kontrol dışıdır. Bu dönemin önemli sanatçıları ise: Gitarda, Vicente Amigo, Tomatito, Gerardo Nuñez… Şarkıda, Jose Mersé, El Cigala, Mayte Martin, Arcangel… Dansta, Antonio Gades, Carmen Cortes, Eva Yerbabuena, Sara Baras, Joaquin Cortés… Ve tabii sayamadığımız bir çok sanatçı…

 

* Kastanyet,Castañet: İçi oyuk ağaçtan yapılma, başparmağa takılarak çalınan ritim aleti,

**Manton:Genelde ipekten yapılma, uzun, püsküllü ve işlemeli şal.

***Bata de Cola: Kuyruklu uzun etek.

**** Rito y Geografia Del Baile: Rito film serisi İspanyol Ulusal Televizyonu tarafından yapılamış 100 adet yarım saatlik belgesellerden oluşmaktadır. Bu belgesel ağırlıklı flamenko şarkı (cante) geleneğini, ayrıca gitar ve dansı anlatmaktadır.

*****Tarantos: Flamenkodaki dans formlarından biridir. 2/4, 4/4 olçüyle yol alır. Gitar daha az ciddi dediğimiz “intermedio” tarzda fakat süslü bir şekilde çalınır. Dansı ise “grande” denilen, ciddi ve dramatik bir şekilde yapılır. Maden ocaklarının derinliklerinden çıkmış olan bu form, çingenelerin melankolik, sert ve güçlü diliyle acıyı protesto eder ama içinde umutla parlayan anlarında bulunduğu bir sese dönüşür ve genelde neşeli tangos formuyla biter.

 

Melek Yel

Flamenkoevi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir